Merhaba. Ben Demircan Çelebi. 93 doğumlu, grafik ve web tasarımına meraklı, bloglamayı seven bir gencim. Bir Wordpress aşığı olmanın yanı sıra, Photoshop deneyimim fazladır. Bu günlerdeyse Illustrator, Php ve Jquery öğrenmeye çalışıp çağı yakalama çabasındayım. Türkçe'yi kurallarına uygun kullanmayı ve özgün Türkçe içeriği seviyorum. Twitter, FriendFeed ve Facebook üzerinden bana ulaşabilirsiniz.
Benimle mail yoluyla iletişim kurabilirsiniz.
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Hayata Dair | Kişisel Beğeniler | Matematik
14 Mar 2010Bugün Pi günü. 3,14 ile başlayan pi sayısının günü (ki devam eden sonsuz basamağın hesaplanabilen kısmında kendini tekrar eden bir diziye rastlanabilmiş değil) 3. ayın 14. gününde kutlanıyor. Ayrıca sonraki basamaklara ithafen 1:59:26 ifadesine de pi saati, dakikası ve saniyesi denmiş.

Aynı zamanda ilginç tesadüf ki Albert Einstein’ın da doğum günü bugünmüş. Google da bu güne özel güzel bir logo hazırlamış.

Ancak benim derdim bunlar değil. Geçenlerde internette bir yerde pi sayısı karşıma çıktı, birkaç kez okudum, göz gezdirdim falan. 10 basamağını zaten ezbere biliyordum. 15-20 falan derken 75e kadar ezberledim. Sonra 150ye çıkardım.

Pi yalnızca rastlantısal bir basamaklar topluluğu değildir. Pi bir yolculuk, bir deneyimdir; pi’de var olan şiiri görmeye çalışmazsanız, onu öğrenmek size çok zor gelecektir.
Antranig Basman
Ezberlerken şöyle bir yöntem izliyorum. Önce basamakları 50şer sayılık dizilere ayırıp daha sonra bu 50likleri de 5erli 10 diziye bölüyorum. Sürekli 5 fazlasını daha ezberleyeceğimi düşünerek sayıları kafama alıyorum. Şimdiye kadar başarılıyım diyebilirim.
3 yıl önce bugün katıldığım bir sempozyumdan hatırladığım kadarıyla bu işle kafayı bozmuş çok fazla insan vardı. Onları bir araştırdım. Alexander Craig Aitken isimli bir profesör bir keresinde eğlencesine 1000 basamağını ezberlemiş. Ve benim yöntemimin tıpkısını kullanmış. (Aslında ben farkında olmadan onun yöntemini kullanmışım :)) En aşmış adam ise şu an 16 saat boyunca pi’nin virgülden sonraki 100.000 basamağını sayan Japon Akira Haraguchi.
Pi’nin virgülden sonraki 15-20 basamaktan ötesi hassas ölçümlerde dahi dikkate alınmayacak kadar küçükken neden 50 milyar basamağa kadar hesaplamaya çalışan matematikçiler var?
Bunun cevabı şu ki, pi ile ilgilenen matematikçilerin bazıları pi’nin derinliklerinde bir yerde bir mesaj taşıdığını düşünüyorlar.
-Carl Sagan’ın 1985′te yayımlanan Contact adlı romanından
“Matematikçileriniz onu tümüyle hesaplamak için uğraşmışlar (…) diyelim ki on milyarıncı haneye kadar. Başka matematikçilerin daha da ileri gittiklerini duymak sizi herhalde şaşırtmayacaktır. Sonunda -diyelim ki on ile yirminci hane arasında- bir şey olur. Rastgele değişen basamaklar yerine inanılmaz uzun bir süre boyunca sadece birler ve sıfırlar yer alır. (…)”
“Ya sıfırların ve birlerin sayısı? Asal sayıların bir çarpımı mı?”
“Evet, on bir asal sayının.”
“Bana pi sayısının derinlerinde gizlenmiş on bir boyutlu bir mesaj olduğunu mu söylüyorsunuz? Evdernde birisi (…) matematik (…) yoluyla mı iletişim kuruyor? Pi’nin içine bir mesajı nasıl saklarsınız? O evrenin dokusuna işlenmiştir.”
“Aynen öyle.”
Kadın susarak ona baktı.
“Dahası var.” diyerek devam etti adam. “Başka herhangi bir aritmetikte olsa bir tuhaflık olduğunu far edersiniz ama, sıfır ve birler dizisinin sadece on-tabanlı aritmetik içinde ortaya çıktığını varsayalım. Bu keşfi ilk yapan canlıların da on parmakları olduğunu varsayalım. Ne olduğunu görüyor musunuz? Sanki pi milyonlarca yıldır hızlı bilgisayarları olan on parmaklı matematikçilerin gelmesini beklemiş. Görüyorsunuz ki Mesaj bize gönderilmişti.”
Belki de inandıkları Yaratıcı Güç’ün mizahını doğanın içine gizlemiş olabileceğini düşünüyorlardır. Devamını okuyun »
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Kişisel Beğeniler | Trendler
21 Şub 2010Uzun zamandır vakit bulup da yazı yazamamıştım, vakit bulunca da yazılar böyle ardı ardına geliyor :).
Efendim, aslında bu yazıyı yazmakta epey geciktim. Fox’un bana yolladığı bir kutu var ki kendisi 9 Şubat günü elime ulaşmıştı. Foxbytes ile ilgili bilgiler içeren bir tanıtım Cd’si ve bir broşür bulunan kutunun içinden bir de 90lardan kalma bir Brick Game çıktı ki çok hoş bir sürpriz olduğunu itiraf etmeliyim :).
Foxbytes, diyorlar. Çok farklı bir televizyon. Farklı; çünkü internet televizyonu. Çok farklı; çünkü içeriği sadece internet ve yeni platformlar için üretildi.
FOXBYTES, gelişmekte olan VOD pazarında, FOX INTERNATIONAL CHANNELS’in Avrupa’daki en iddialı projesi ve internet televizyonu lansmanını dünyada ilk kez Türkiye’de gerçekleştirmekte imiş.
Her hafta yayına girecek yeni bölümleriyle, kısa diziler ve animasyonlar vaad eden televizyonda heyecanlı anlatım, komik ve provakatif konular, daha önce karşılaşmadığımız orijinal yapımlar yer alacakmış. En önemlisi; FOXBYTES’da her bölüm 1- 5 dakika arasında oluyormuş!
-mış, -muş dediğime bakmayın, 8 Şubatta yayın hayatına başlayan FOXBYTES, yeni içeriklerle, daha fazla platformda bize farklı bir eğlence anlayışı sunmaya devam edecekmiş.
DİZİLER
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Kişisel Beğeniler | Trendler
20 Şub 2010Favori sakız markam First, yeni bir ürün çıkarmış. Sensations ile gönlümüzü fetheden First’ün yeni ürünü Firstmix.

Kendi lezzetini kendin yarat sloganıyla satılan Firstmix‘in bir de Facebook uygulaması çıkmış. Benzer veya zıt özellikler taşıyan arkadaşlarınızı mixleyebiliyorsunuz. En çok mixleyenlere de FirstMix hediye paketi yolluyorlarmış. Eğlencesi de bol bir uygulama, göz atmakta fayda var.
Uygulama burada, fan sayfası burada.
Aynı zamanda bu ürünün tanıtımı için YouthRepublic tarafından yapılan minibüsler de çok hoşuma gitti, onu da söylemesem olmazdı :).


1 ay önce Sosyoblog’un 1. yılı için bir çekiliş düzenleyeceğimizi yazmıştım. Çekilişe katılmak için tek yapmanız gereken duyuru kategorisinde olmayan bir yazıya bir yorum bırakmaktı. Bir ay boyunca toplam 53 yorum geldi. Herhangi bir yazıya bir yorum bırakarak kazanma ihtimaliniz %1,88di.
Ödül için fikirlerinizi sorduk, ardından çekilişi duyurduk ve bekledik. Ve 1 ay önce bugün söylediğimiz gibi o gün geldi. Duyuru kategorisindeki yazılara gelen yorumları saymayarak yorum yapanların listesini çıkardım, eski tarihliden yeni tarihliye doğru numaralandırdım, random.org adresindeki True Random Number Generator’e 1-53 sayılarını vererek çekilişi yaptım.

Ve bu çekilişin sonucunda bir kazananımız oldu. Ardından kendisine ulaşamama durumum için üç de yedek isim çektim. Asil kazananımıza ulaşamamız halinde sırayla yedeklerle irtibata geçeceğiz. Kazananımız ve yedeklerimiz elbette yazının devamında açıklanıyor :).
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Kişisel Beğeniler | Müzik | Sanat
16 Şub 2010Geçtiğimiz yıllarda çıkardığı 2 albümü ve görsel şölene dönüştürdüğü sahne şovlarıylar kendisinden çokça söz ettiren ve benim de kalbime taht kuran Hayko Cepkin‘in 3. albümü yoldaymış.

İnsan doğasındaki varoluşu ve yok oluşu anlatan albümde söz-müzik ve düzenlemeler Hayko Cepkin’e ait. Albümün ilk video klibi ise Yol Gözümü Dağlıyor olacakmış. Hayko, Behnan Shabbir‘in illüstrasyonlarıyla da dikkat çeken albümdeki her parçaya klip çekmek istiyormuş. Canlı performansı için de özel bir şeyler ayarlamış ve sahne dekorunu Sandıktan çıkacakmış. Hatice Gökçe imzalı yeni kıyafetler ve aklınıza gelmeyecek birçok şey de bu sandıktan çıkacakmış.
14 Mart 2010 tarihinde de Sandık albümünün ilk konserini Bostancı Gösteri Merkezi’nde verecekmiş. İlgilenenlerin bakmasında fayda var.
Daha sert olacağı söylenen albümde şu şarkılar olacakmış:
Albümü merakla bekliyoruz, zamanım olursa konsere de gitmek isterim.
Dünün tarihi 01.02.2010 idi. Tersten okunduğunda da aynısı olduğundan dün bir palindrom gündü :).

Geçenlerde Melekler ve Şeytanlar kitabına sardığım, okuduklarımı Wikipedia‘da araştırdığım, araştırdıkça yeni şeyler keşfettiğim için buna benzer başlıklar görmeniz normal. Kitapta çok geçen ambigramlardan da bahsederim belki ama, Wikipedia‘da kendimi kaybedince, bundan sonra kasıntı edebiyat (yapmacık edebiyat) olarak adlandıracağım ilginç şeyler keşfettim.
Palindrom, tersten okunduğunda da normali gibi görünen sayılar, kelimeler, cümleler ya da metinlere verilen isim. Genellikle palindromlardan oluşan eserler, kasıntı edebiyat türünde. Palindrom sözcüğü Yunan kökenli ve palin (geri, ters) ve dromos (yol, yön) kelimelerinin birleşiminden geliyor.
Palindromların tarihi milattan sonra 79 yılına dek uzanıyor. İlk örneklerinden Sator Karesi biliniyor. Sator Arepo Tenet Opera Rotas latince cümlesinin kare şekline getirilmiş hali. Dört yönden de okunabilen bu palindrom aynı zamanda bir bustrofedon(muş). Yani ilk satırı normal okuyup devam ederken 2. satıra tersten başlamak gibi bir şey. Bustrofedonlarla ilgili daha ayrıntılı bilgi burada.

Buraya kadar eyvallah, güzel şeyler hocam bunlar dersiniz. Ama Demetri Martin adlı delinin biri Dammit I’m Mad isimli bir şiir yazmış ki, şiir başlığı gibi baştan aşağı bir palindrom. Denemeye dahi kalkışmayın, gerçekten uçuk bir beyninizin olması lazım. Tersten okuduğunuzda dahiliğin ya da deliliğin sınırlarını görebiilirsiniz. Şiir şöyle: Dammit I’m Mad isimli palindrom şiiri okumak için devam edin.
Yazan: Demircan Çelebi
31 Oca 2010Her Pazar malum bir program var. Çok Güzel Hareketler Bunlar adında. Bu programı aslında seviyordum, çoğu skeci ile beni güldürebiliyordu. Hala da seviyorum denilebilir.

Ancak farkettiğim bir şey var ki, gerçekten beni düşündürdü. 31 Ocak 2010 Pazar günü yayımlanan programlarında (ki sanırım önceki skeçlerin tekrarını içeren bir programdı) şöyle bir skeç vardı:
(Youtube’dan izleyemeyenler için Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın kendi sitesinden)
İki eski sevgili vardır. Bir gün tekrar buluşurlar. Erkek evlenmek istediğini söyler. Eski sevgilisi “Ama sen evliliğe hazır değildin ki.” gibi şeyler söyler. “Artık hazırım. Evlenmek istiyorum. Ne diyorsun?” gibi cümleler karşısında kız kendisine evlilik teklif edildiğini sanarken aslında erkek esas kıza söyleyeceklerinin provasını yapmıştır.
Şimdi Jeux d’enfants (Cesaretin Var mı Aşka) filmine bakalım.Orada da (49. dakikada) şöyle bir sahne var : Jeux d’enfants filmindeki sahneyi görmek için okumaya devam edin.
Yazan: Demircan Çelebi
25 Oca 2010Okuve.org 35.000+ kitap bilgisiyle büyük bir kütüphane. Bu kütüphanede kitaplar, yazarlar, yayın evleri hakkında bilgiler bulabiliyorsunuz. Ayrıca bunlar üzerine yorum yapıp puanlayabiliyorsunuz. Oldukça iyi bir site, gelişmeye devam ediyor.
![]()
Read blogs, not books düsturu bana yakın olsa da, bloglardan gözümü ayırabildiğim zamanlarda okuduğum kitaplar var. Bu kitaplar hakkında başkalarının neler düşündüğünü bilebileceğim bir platform, güzel.
Gelişmeye devam eden bu site için küçük öneriler:
Bu adreste yazı yazmaya başladığımızdan beri destekçilerimizin de yardımıyla tam 130 yazı yazmışız. Siteyi açtığımızda bir çekiliş yapmıştık ve başlangıç için iyi bir fikirdi. Birinci yılımız dolarken bir çekiliş daha yapmayı düşünüyoruz. Ama bu kez işler biraz daha farklı.
Blogda duyuru kategorisi haricinde bulunan herhangi bir yazıya, yazıyı geliştirici bir yorum yapın. “İyi yazmışsın.”, “Eline sağlık.” gibi yorumları ne yazık ki kabul edemeyeceğiz.
Ne kadar çok yazıya yorum yaparsanız, kazanma şansınız o kadar artar.
Biz hala size verecek güzel bir hediye bulamadık, aramaya, düşünmeye devam ediyoruz. Ancak sizin iyi bir hediye fikriniz varsa belirtin, biz de fikirler listemize alalım, daha sonra bu listeden uygun hediyeleri seçeceğiz. Kalanlardan, kazanana listeden istediği hediyeyi yollayacağız. Maksimum bütçemiz 50 TL (fazlası için Milli Piyango İdaresi izni gerekiyormuş.).
Kısacası, kendinize hediye etmek istediğiniz bir şey varsa, bize söyleyin, kazanırsanız biz size hediye edelim!
Sosyoblog.org‘un 1. yılı, 20 Şubat’ta çekilişin sonuçlarını duyurup kazanana listeden arzu ettiği hediyeyi yollayacağız.
Blogunda bu çekilişten bahseden blog yazarlarının sitelerine linkli görsellerini, yan menüdeki Rastgele Yazılar kısmının hemen üstüne yerleştireceğim reklam bölümünde 128*128px sabit veya 270*270pxdönüşümlü şekilde göstermeyi düşünüyorum. Bu görseller 3 ay boyunca orada kalacak, hangi düzende yerleştireceğime ise duyuran blog sayısı ve bu blogların sahiplerinin görüşlerine göre karar vermeyi düşünüyorum.
Bu konuda benimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
Desteklerini bizden esirgemeyen herkese sonsuz teşekkürler.
Ayrıca bu kampanyayı organize etmemde bana farkında olarak veya olmadan fikir verdikleri için Tunahan Emre Bilgin, Umut Benzer, Semih Masat ve Yazgı Günbatı‘ya teşekkürler.
Yorumlarınızı bekliyoruz!
20 Şubat’ta Sosyoblog‘un 1. yılı doluyor ve bu 1. yıl dolarken bir hediye verelim istedik. Açılıştakinden biraz farklı da olsa yine bir çekiliş tadında bir şey yapacağız. Ancak ne hediye edeceğimizi bulamadık.

Friendfeed’de fikirleri sordum, şimdi de daha çok kişiye ulaşması için buradan soruyorum. Friendfeed’e veya yazıya bırakacağınız yorumlar bizim için değerli. Maksimum 50 liralık bir bütçemiz var (daha fazlası için Milli Piyango İdaresi’nden izin almak gerekiyormuş) ve güzel bir hediye vermek istiyoruz.
Size Sosyoblog‘dan ne hediye edilse hoşunuza giderdi?
Sosyoblog, ordan burdan bulduğu içeriği özgün hale getirip muhabbet tadında sunan bir blogdur.
Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.