Aras hakkında:

Yazar Avatarı

Merhaba. Ben Aras Karabıyıkoğlu. Öyle yani.

Benimle mail yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Aras tarafından yazılanlar:

Zorunluluk

Yazan: Aras

Kategori: Şiir

31 Tem 2010

Bunları birine daha okutma zorunluluğu hissettim. Söyleyeceğim, söylesem anlayacak, anlasa sarılacağım birini bulamadım zira.

Ekşisözlük’te raks ederken Cemal Süreya başlığına denk geldim, gelmez olaydım. Hayran kaldım üstada, bir kez daha.

hayatta kalmam büyük iddia
bunca kötülüğe rağmen kandıramazsın
beni tanrım,

aklımda.

-

adını titizce saklayan bir sokak buldum
şimdi söyleyemem hangi alanın arkasında,
oradan geçerken hep seni düşünüyorum,
belki de oralarda bir yerdesin,
sen tavşan aralığı,
sen ağzımın tadı,

bir buluş gibisin!

-

şimdi sen kalkıp gidiyorsun, git.
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar, gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin

-

yaşayanlar unutmuştu bizi
biz öldüğümüzle kalmıştık

-

bir gün seni bırakırım ya
tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu
evet, gün geliyor, bıkıyorum senden,
ama istanbul’dan bıkmak gibi bir şey olur bu

Ben buraya kopyalamaya doymam. Dahasını okumak isterseniz, burdan.

Çarşamba

Yazan: Aras

Kategori: Hayata Dair |Şiir

2 Haz 2010

Doğduğum gün de Çarşamba’ydı.
Bugün de.
Avazım çıktığı kadar ağlıyordum.
Şimdi biraz karnım ağrıyor.
Doğduğum gün çok sıcakmış.
Bugün,epey yağmur yağdı.
Etrafa işemiyim diye altımı bağlamışlar.
Bugün, içip içip parklara işiyorum.
Nefes almak için ağzımı açmaya çalışırken,
Burnumu tıkıyorum.
Saatlerce uyumuşum, doğduğum gün.
Bugün, uyku tutmadı.
İnsanları görmek için gözlerimi açmaya çabalıyordum.
Gözlerimi bağlamanız için yalvarabilirim.
O gün, var olmaktı.
Bugün, acaba?
O gün, doğdum.
Bugün, doğum günüm.

Yokluk

Yazan: Aras

Kategori: Şiir

23 May 2010

Pis koridorlardan geçen adam,
Kendine edilen küfürleri cüzdanında taşırdı.
Ve ne acıdır ki çocukları,
Babalarına edilen küfürlerle doyardı.

Aras

Acaba…

Yazan: Aras

Kategori: Hayata Dair

15 May 2010

Bülent Ortaçgil’in bir şarkısı var hani, Eylül Akşamı. Teoman ile birlikte konser performansı bu.

Bostancı dolmuş kuyruğunda,
Sen başta ben en sonda,
Öylece beklemişizdir.

Kader mi? Tesadüf mü? Başka biriyle karşılaşmak tesadüfken, O’nunla karşılaşmak kader. Kendimize söylediğimiz yalanlardan biri galiba bu, yalanda değil de işte..  O’nu özel kılma isteği denebilir. Hah işte buldum!

Kader demek doğru değil yine de, özel kılmaksa amaç. Bazı tesadüfler daha özel oluyor işte..

Nerede Kaldı Eşitlik!

Yazan: Aras

Kategori: Eleştiri

4 May 2010

“Belçika ve Fransa’da kamuya açık alanda burkayı yasaklayan yasalar parlamentoda tartışılırken, bu alanda ilk cezayı İtalya kesti. İtalya’nın Novara kentinde bir postahanede kuyrukta bekleyen burkalı bir genç kadına 500 euro para cezası verildi.”
Hürriyet

İnsan haklarına uymadıkları gerekçesiyle başka devletleri suçlamak, insanlık namına yasalar çıkarmak. Türkiye’ye Laik ol! diye buyururken şunların yaptığına bakın. Sinir bozucu, iğrenç bir durum. Bir kadına kıyafeti yüzünden böyle bir ceza verilmesi ne demek abi ya! Eşitlikten dem vuran şahsiyetsizlere bak! Ya kim karışabilir, kendi halinde bir kadın. Onu bu şekilde rencide etmeye ne hakkınız var şerefsizler!

Facebook’ta Duygu Seli

Yazan: Aras

Kategori: Hayata Dair

28 Nis 2010

Facebook hesabımı dondurdum bugün. Çok vakit harcıyorum, kendimi durduramadığım bir konu. Boş boş girip merak etmediğim insanların hayatını öğrenmek filan başımı ağrıtmaya başlamıştı biraz. Hem bilgisayarı azaltmak lazım ufaktan, üniversite sınavı geliyor.

Neyse konu o değil, profili dondurma sayfasına gittiğimde pazarlama, kendini satma konusunda çok iyi olan Facebook’un ufak bir çakallığını gördüm.

Gamze will miss you, yazıp bir fotoğraf koymuşlar altına. Yanına İsmail will miss you. Yanına başkası. Gamze ile koydukları fotoğrafta eski bir fotoğraf insan ister istemez bir duygulanıyo, kapamasam mı lan diye düşünüyor. İsmail ile olan fotoğrafımda ikimizde domates olarak etiketlendiğimiz için çok da etkilenmedim ama o domateslerde bana bir “acaba?” dedirtti İsmail’cim yanlış anlama sakın.

Öyle işte, az önce yaşayınca yazasım geldi bu durumu.

I will miss you.

Çocuk Oyunları

Yazan: Aras

Kategori: Hayata Dair

28 Mar 2010

Küçükken herkesi kendim gibi sanırdım. Bütün ailelerin bizim gibi olduğunu zannederdim. Çok derin şeyler de değil tabi, 4-5 yaşlarındaydım sonuçta. Mesela saçlarımı kestirmeye hep babamla, pazar günleri giderdim ve herkesin saçlarını Pazar günü babası ile kestirdiğini düşünüyordum. İlkokulda çalışkan bi çocuktum. Ödevlerimi günü gününe yapardım, öğretmenimi dinlerdim. Ve herkesin böyle yaptığını düşünüyordum. 2-3 sene önce biri “ulan ilkokulda da hiç ödev yapmazdık” dedi de uyandım olaya.

Lafa küçüklükten girdim ama hala var böyle şeyler hayatımda. Kediler nasıl Mart ayında azıyorsa bende Kasım gibi bir hareketlenme başlar. Eurovision’a katılacak isim genelde o zamanlarda belli olur ya hani. Hah işte, o ismi öğrenmek çok önemli benim için. Bir nedeni yok, Eurovision’un sıkı takipçisi değilim. Gamze’ye sordum bugün sende de oluyo mu diye, “ne diyosun yaa” dedi. Olmuyomuş yani. Bir de Mtv’de bir program var. So 90′s adında. Ben bu programın adını içimden kendi kendime söyleyecek olsam, durduk yere So 90′s demiyorum elbette kanalları gezerken denk geliyor o sırada oluyor, “sodoksans” olarak geçiriyorum içimden. Herkes de böyle yapıyordur diye düşünüyordum. Meğer herkes “sonayntiiiz” diyormuş.

Bundan sonra şöyle bir düşündüm, farklı fikirlere kapalı mıyım diye? Ya da bakış açım çok mu dar diye. Sonra şunu farkettim bu tarz şeyler en az 8-9 senedir bende var olan şeyler. Sabit fikirlerde değiller. Sadece basit alışkanlıklar. Ve farkettikçe de eğleniyorum.

Yalan söyleyen bir çocuk değildim mesela. Bir çok çocuk gibi annem ya da babam ya da başka bir büyük birey konuşurken karşısındakine mecburen bi yalan söylerse “aa o öyle değildi ki yaaa, hani şöyleydi” diye atlardım. Onlarda zor durumda kalırdı tabi ama şimdi bakıyorum da komik yahu.

TRT 1′de Çiçek Taksi diye bir dizi vardı, 1998-99 yılları. Çok izlerdim o diziyi. Herkes de izliyor sanıyordum. Bir gün Cenk diye bir arkadaşımla konuşurken “o ne yaa” dedi. Ciddi ciddi şaşırdığımı hatırlıyorum. Meğer o da Nickelodeon’da Pith&Pith’i izliyormuş. Sonra ortak bir karar aldık Cenk ile, bir gün Çiçek Taksi’yi bir gün Pith&Pith’i izledik.

Neyse konumdan sapıyorum hemen toparlayayım, bitireyim. Çocukluğun saflığı denilebilir sanırım bu duruma. Küçükken sandığım ve inandığım bu durumu şimdi sadece umabiliyorum, hayal edebiliyorum. Herkesin eşit olduğu, imkanlarının farklı olmadığı bir dünya…

Kayıp

Yazan: Aras

Kategori: Hayata Dair

21 Mar 2010

Bir adam tanıyorum.
Karnı aç, fakir.
Bazı geceler evine gidemiyor,
Çocuklarının karşısına eli boş çıkmaya dayanamadığından.
Bir dinleseler onu,
Anlatacak çok şeyi var.
En çok o biliyor açlığı, yorgunluğu.
Bilmeyenler, dinlemiyor onu.
Onu dinlemeyenlerin aksine,
O biliyor kaybetmeyi.
Umursamıyor yine de.
Onu dinleyen duvarlara sığınıyor, sevgilisine.
Mısralara sığınıyor.
Yoksulluğunun dağınıklığına.
Ölümünü düşlüyor bazen,
Karanlık ve aç.

Her Şey Yolunda

Yazan: Aras

Kategori: Eleştiri

20 Mar 2010

İşsizlik her yerde.
60 yaşında adam, 12 yaşında kıza tecavüz ediyor.
Eğitim sistemi berbat.
Okul çıkışında, öğrencilere tramvay çarpıyor. Üç öğrenci ölüyor.
İnsanlar mutsuz.
Borç, katlanarak artıyor.
Her an deprem olabilir.
Türk,Kürt,Ermeni yüzlerce yıllık kardeşler düşman oldu.
Ve Melih Gökçek var.
Ve Deniz Baykal.
İnsanların fikirleri sömürülüyor.
İnsanların fikirlerine hüküm giydiriliyor.
İnsanlar dolandırılıyor.
Atatürk artık bir koz haline geldi. İnsanlar birbirlerini suçlarken onun arkasına sığınıyorlar, onu yıpratıyorlar.
Ve Bülent Arınç.
Birbirimize etiketler bulmaktan, önümüze bakmaz haldeyiz.

Ve bu insanlar hala gülüyor… Güveniyor.

Cidden, televizyonları bir açsanıza, herkes eğleniyor.
Her şey yolunda.

Aklıma bi şeyler geldikçe kendimce güncelleyeceğim yazıyı.
Son Güncelleme: 20 Mart 2010, 18.50

Oyun

Yazan: Aras

Kategori: Hayata Dair

13 Şub 2010

Televizyoda bir çok program var. Yazıya giriş için ne harika bir tespit! Bu programların bir çoğu haliyle insanlar üzerine. Mükemmel bir tespit daha. En çok konuşulan da bu insanların günlük-haftalık-aylık-yıllık sevişme miktarları, kimle seviştikleri ve ne kadar seviştikleri. Reyting alan bu.

Daha fazla reyting için oynanan bir oyun var, kumar gibi bir şey. Oyun şöyle, insanların sevişmesinden bahsederken seks,öpüşme,sevişme gibi kelimeleri kullanmak yasak. Bu kelimeleri kullanırsan 10 puan ceza hanenize yazılıyor ve bir de seyirci adı verilen topluluk sizi göstererek “aaa” diyor. Söylediğiniz kelimeye göre gazetelerin web-sitelerinde manşet olabilirsiniz. “Seks dedi”. Sanki seksi icat etti… Unutmadan, bu oyunun kumar gibi olduğu söylemiştim. Bundan dolayı seks demek size artı puanda kazandırabilir. Seks filan diyip riske girmek istemeyenler tüm bu olaylara başka bir isim veriyor. Aşk. Hemen örnek, medyatik iki isim bir ay sevişip ayrıldıysa bu bir aylık aşk yaşamak oluyor. İki aşk arasına biraz zaman girerse taraflar için acemi aşık,aşk acısı yaşıyor deniyor.Zira kural bu. Asıl söylenmek istenen ise, erken boşalıyor, iktidarsız, vajinimus problemi var, kuş ötmüyor gibi şeyler.

Bu oyunun sonunda banka kazanıyor. Konu edilenler kazanıyor. Banka oturduğu yerden, diğerleri ise “yattıkları” yerden kazanmış oluyor böylece. Olay seyirciye oluyor.

Bende bu yazıyla bu oyuna ufakta olsa girdim. Bakalım yorumlar nasıl olacak.

Sosyoblog

Sosyoblog, müzik, film, kitap, tasarım, matematik, edebiyat, trendler gibi konularda ilgimizi çekenlerin özgün halde muhabbet tadında sunulduğu bir blogdur.

Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.

Rss - Twit!

Rss Takip. Twitter'da Takip Edin.

Reklam

Student Social Network

Rastgele Yazılar

  • şeyma: sehabe (ya da barış abi:D), normalde rap müzikten çok hoşlanmazdım... anlamsız bulurdum... an [...]
  • -mustafa: agalar abartılı resim nasıl yapacazz [...]
  • Yiğit: müthiş bir yazı olmuş severek okudum başlamayan arkadaşlara öneririm 26 saatte tam 85 bölüm [...]
  • irem: çok iyrenç [...]
  • Aras: Hayır, kitabı bildiğiniz gibi okumaya başlayın. Sayfa numaraları sadece bir geri sayım imgesi [...]