Kitap kategorisi

Hoşumuza giden kitaplardan bahsettiğimiz bölüm.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Yayıncılar Birliği ve Milli Kütüphane gibi önemli kuruluşların desteği ile Türkiye’nin en büyük kitapsever topluluğu imiş Kitapokuyoruz.com

Daha önce yine bir kitap sitesi hakkında yazmıştım. Ancak kitapokuyoruz.com ‘un veritabanındaki kitap sayısı daha fazla. Sitede kitaplar, yazarlar, yayınevleri, çevirmenler hakkında bilgiler bulunuyor. Yorum yapıp puanlayabiliyorsunuz.

Şayet dikkate alırlarsa 1-2 öneri: Üyelik butonunu birazcık aradım açıkçası, üst navigasyon yerine giriş’in yanına koymak daha mantıklı olacaktır. Bir de formun uzunluğunu görünce cayasım gelmedi değil. Mail – şifre – tamam olmalı. Bunu görüp kaçırdıkları kullanıcı sayısı az değildir bence.

Yine de site hoş. Gerçek zamanlı bildirme sistemi de güzel. Bir yazarı takip ediyorsunuz mesela, yeni kitabı çıkarsa size haber veriyor. Ya da kitabı takip ediyorsunuz, yeni yorum gelirse bildiriyor falan. Hoş yani.

14 Temmuz 2009 tarihinde bir kitap satışa çıkmıştı. Accidental Billionaries: The Founding of Facebook (Kazara Milyarder Olanlar, Facebook’un Kuruluşu) isimli kitap, 21 filminin senaryosu niteliği taşıyan Bringing Down The House (Mekânı Batırmak) kitabının da yazarı Ben Mezrich tarafından yazılmış. Facebook’un kuruluş öyküsünü konu alan kitap, Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg hakkında değişik iddialar içeriyor.

Birkaç düşman edinmeden 500 milyon arkadaş sahibi olamazsın.

Mark’ın Facebook’u kız arkadaş bulmak için kurduğunu iddia eden kitabın yakında filmi de çıkacakmış. The Social Network adını taşıyacak filmin yönetmeni David Fincher imiş. Filmde Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’i Jesse Eisenberg canlandırıyor. Devamını okuyun »

Okuve.org 35.000+ kitap bilgisiyle büyük bir kütüphane. Bu kütüphanede kitaplar, yazarlar, yayın evleri hakkında bilgiler bulabiliyorsunuz. Ayrıca bunlar üzerine yorum yapıp puanlayabiliyorsunuz. Oldukça iyi bir site, gelişmeye devam ediyor.

Read blogs, not books düsturu bana yakın olsa da, bloglardan gözümü ayırabildiğim zamanlarda okuduğum kitaplar var. Bu kitaplar hakkında başkalarının neler düşündüğünü bilebileceğim bir platform, güzel.

Gelişmeye devam eden bu site için küçük öneriler:

  • Yorum yaz butonunu ilk bakışta göremedim, 4-5 saniye kadar aradım. Bence daha dikkat çekecek bir yere getirmeliler, kitap resminin hemen altında olabilir.
  • Önceden bir sade görünümleri vardı. okuve.org/sade/ adresinden ulaşılabiliniyor hala. Ona linki neden kaldırmışlar ki?
  • Sade görünümdeki arama kısmında da arama önerileri çıkabilir.
  • Yazarlar ve yayın evlerine de yorum yapılabilmeli.

Ötekilerle: esrarkeş, alkolik, gaftici, tinerci, muhabbet tellalı ve de hayat kadınlarıyla dolu bir mahalle. Kanına girdiği insanı içine alan, içine aldığı insanı da ölüme kadar götüren bir yer burası: Kolera. Ben de iki farklı Kolera’ya konuk olanlardanım. Şimdi size ikisini de anlatayım.

Metin Kaçan ile ilgili bilgi: 1961 yılında Kayseri’de doğdu. Aynı yıl ailesi ile İstanbul’a göç etti. Çocukluğu Dolapdere’de geçen Metin Kaçan otomobil tamirciliği, marangozluk, musluk tamirciliği, barmenlik gibi işlerde çalıştı. 16 yaşında “Beyaz Eldiven” çetesini kurdu. Bütün arkadaşları “öldürülünce” yazmaya başladı.

Ağır Roman‘ın filmi ve kitabı aynı insanın paralel iki evrendeki yansıması denilebilecek denli aynı ve de aynı derecede farklı. Ki hikayenin içinde inanılmaz büyük farklar ve inanılmaz benzerlikler var. Nelermiş bu farklar ve benzerlikler derseniz, okumaya devam edin.

Göz – Stephen King

Yazan: Kubilay Berk Yılmaz

Kategori: Kitap

27 Kas 2009

Stephen King’in ilk kitabı olan Carrie (Göz), 1976’da yazıldı. Bir yazarın ilk kitabı olduğunu düşünürsek çok etkileyici bir kitap.

Kitaptan:

Carrie bir yandan kanlı ellerini tıpkı Lady Macbeth gibi giysisine sildiğinin ya da gülerken ağlıyor olduğunun ve zihninin bir bölümünün kendisini de mahvedecek şeyler yaptığının bilincinde değildi. Çünkü kendisiyle birlikte onları da götürecekti. Bütün o kasaba yerle bir olana dek her yeri yakacaktı.

Kitapta Carrie White adlı bir lise öğrencisinin hayatı anlatılıyor. Carrie arkadaşları tarafından sürekli dışlanan, asosyal bir lise öğrencisi. Bu yönden oldukça klasik bir lise öğrencisi diyebiliriz. Carrie kendisine yapılanlar için büyük bir kin besliyor arkadaşlarına ama bir ayrıntı daha var. Carrie bir telekinetik.Ve bu yeteneği ona korkutucu bir güç veriyor. Biraz da Carrie’yi bu duruma getiren, Carrie’nin büyüdüğü ortam hakkında bilgi ve kitap yorumu için devam edin.

Şu aralar Melekler ve Şeytanlar okuduğum, içinde ilginç şeyler bulduğum, bunları araştırıp gerçeğe dayalı olduğunu görüp etkilendiğim için, paylaşmak istedim. Kitaptan alıntı yapmadan önce ufak bir açıklama:

İlluminati Ambigramı, 180 derece çevrildiğinde de aynı şekilde görünür.

Illuminati: “Aydınlanmış Olanlar” anlamına gelmektedir. Topluluğun kuruluş amacı cehaletle, baskıcılıkla ve kilisenin dogmalarıyla mücadele etmekti. Her ne kadar asıl amaç, aydınlanarak dinsel dogmalardan uzak, hür düşünceyi ve Newtoncu pozitif bilimin önünü açmak idiyse de, gizli siyasi amaçları olduğu öne sürülerek dünya siyaset tarihinin belki de zaman içerisinde üzerine en fazla komplo teorisi üretilmiş topluluğu halini almıştır.

Kitapta geçen kısmı alıntılıyorum:

“Robert,” dedi. “Eğer sakıncası yoksa Robert, Illuminati konusuna nereden bulaştın?”

Langdon geçmişi düşündü. “Aslına bakarsan para yüzündendi.” Devamını okuyun »

Mim: Kitaptan Alıntı

Yazan: Aras

Kategori: Kitap |Mim

14 Tem 2009

Bu aralar mimlerle devam ediyoruz :). Bu mim‘in başlatıcısı Uğur. Biz de yayıcılarından biri olmak istedik ve bu konuda yazalım dedik. Konusu ; “kitaptan alıntı“. Kuralları ise şöyle:

  • Okuduğumuz veya kendimize en yakın kitabı alıyoruz.
  • Rastgele bir sayfasını açıp, göze, akla mantığa en hoş gelen; sevdiğimiz bir cümleyi veya bölümü seçiyoruz.
  • Ve bu açıklamalar ile birlikte gönderiyoruz.

Biz de alıntımızı yazalım:

Gösteri Peygamberi (Survivor) kitabından, yazarı Chuck Palahniuk;

Sayfasını unuttuğum için, üşengeçlik etmeyin, iyisi mi tüm kitabı okuyun :).

İsa çarmıha gerilmeseydi kimi kendine inandırabilirdi?

Bizden bu kadar diyip, Ahmet Alp Balkan‘a bu mimi yollayalım :).

Günlerin Köpüğü muhteşem bir Boris Vian kitabı.
Vian’ ın hayal gücüne anlatımına hayran olmamak elde değil. Eğer bu yazıdan sonra Günlerin Köpüğü’ nü okumaya karar verirseniz O’na normal bir kitap gibi yaklaşmayın. O öbür kitaplardan çok farklı.

Colin.
İşte bizim adamımız. Chloe’nin Colin’i.
Kitabın arkasından da okuyabileceğiniz üzere, Colin için hayatta önemli olan 2 şey var. İlki güzel müzik New Orleans, öbürü ise güzel kızlara aşık olmak. Ve Colin Chloe’ye aşık oluyor. Ah güzel Chloe.

Chloe’nin bir hastalığı var.
Göğsünde bir nilüfer çiçeği.
Ve bu hastalığın tek tedavisi var.
Hayır hayır, normal kitaplarla bir tutmayın demiştim bu kitabı. Chloe’nin iyileşmesi için sevgiye, çiçeklere ihtiyacı var. Var gücüyle çalışıyor Chloe’si için Colin. Chloe’si zedelenmiştir diye üzülüyor. Chloe’si için her işte çalışabilir. Çünkü onun da Chloe’nin sevgisine, Chloe’nin aşkına ihtiyacı var.

Varoluşçulara da göndermeler yer alıyor kitapta.
Colin’ in en yakın arkadaşı Chick,  Sartre’ a ait şeyleri toplamak için önde kendini harcıyor. Sonra Alise’e duyduğu aşkı. Ve sonra Alise’nin ona duyduğu aşkı. Sartre uğruna vazgeçiyor hepsinden. Yazıya Chick ile ilgili bir bölümle son vereyim. Bu paragrafı çok beğenmiş ve bir çok arkadaşıma mesaj atmıştım o anda!

-Şey ya…, dedi Chick, ona Jean-Sol Partre’ ı sevip sevmediğini sordum, o da bana kitaplarının koleksiyonunu yaptığını söyledi… Ben de o zaman: Ben de dedim… ve ona bir şeyler söylediğim her seferinde o da: Ben de diye cevap veriyordu… ve tabii karşılık olarak… Sonunda sırf varoluşçu bir deney yapmak için ona: Sizi çok seviyorum dedim ve o da: Oo dedi!
-Deney  başarısız oldu… dedi Colin. Devamını okuyun »

Gösteri Peygamberi – Palahniuk

Yazan: Aras

Kategori: Kitap

23 May 2009

Deneme, deneme. Bir, iki, üç.
Deneme, deneme. Bir, iki, üç. Beni duyacak mısınız bilmiyorum, umarım duyarsınız.

Sosyoblog bünyesinde yazdığım ilk yazı yine Chuck Palahniuk‘ un yazdığı Ninni kitabı hakkındaydı.

Bu sefer Palahniuk’ un Gösteri Peygamberi kitabı hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. Orjinal ismi Survivor olan kitap Ninni gibi Ayrıntı Yayınları’ nın Yeraltı Edebiyatı serisinden. Kitap Tender Branson’ un ağzından anlatılıyor. Tender Branson’ ın son saatlerinde anlattıklarını dinliyorsunuz, sayfalar da sizinle beraber geri sayıyor.(Yani sıklıkla rastladığımız kitaplar gibi değil, sayfalar 1-2-3 sırasıyla gitmiyor. 279. sayfadan başlıyorsunuz.)

Öbür kitaplarında olduğu gibi harika bir olay örgüsü var. Palahniuk’ un hayal gücüne hayran olmamak elde değil. Yukarıda da söylediğim gibi,  Tender Branson’ un hayatının ilk anlarından son saatlerine bir yolculuk yapıyoruz. Kitap başta Amerikan toplumuna bunun yanında popüler kültüre göndermeler içeriyor. İlginç kuralları olan Creedish mehzebi ve bu mehzebe mensup kişiler üzerinden harika bir anlatım yapılmış. Güzel alıntılar yapmak amacıyla ekşisözük’ e de biraz göz attım.

Zombilerin gelip beni yiyeceği düşüncesi bile sadece et ve kan, deri ve kemikten oluşma düşüncesinden bin kat iyi geliyor. En azından ölümden sonra yaşam olduğunu görmüş olacağım.

İsa çarmıha gerilmeseydi kimi kendine inandırabilirdi? Devamını okuyun »

Ninni – Chuck Palahniuk

Yazan: Aras

Kategori: Kitap

23 Şub 2009

Son zamanlarda okuduğum bir kitap olan Ninni hakkında biraz konuşmak istiyorum. Önce kitabın yazarı Chuck Palahniuk’ a bir göz atalım.
Yazar, 21 Şubat 1962 Washington doğumlu. 1996 yılında yazdığı Kargaşa Projesi isimli kısa öyküsü üç ay gibi bir sürede Dövüş Kulübüne dönüştü. Evet, Brad Pitt ve Edward Norton tarafından başrolleri oynanan, 1999 yapımı o ünlü film! Palahniukun kitaplarının birçoğunun Türkçe çevirisini edinmek mümkün. Son olarak, kitapları Ayrıntı Yayınları‘ ndan çıkıyor.

Chuck Palahniuk hakkında ki bir diğer ilginç bilgiyi de az önce ekşisözlük’ te kendisi hakkında yazılanları okurken öğrendim, kamyon şöförü, aynı zamanda da tamirciymiş. Kaprisli, havalı ülkemiz yazarlarına gelsin bu bilgi!

Biraz da kitabımızdan bahsedelim. Ninni, Ayrıntı Yayınları’ nın, Yeraltı Edebiyatı serisinde yer alıyor. Sürükleyici bir öyküsü olan aynı zaman da günümüzde ki tüketim toplumuna hicvediyor. Kitabımızda baş karakterler olarak Bay Streator, Helen Boyle dikkat çekiyor. Streator ve Boyle’ nin yollarının kesişmesini sağlayan ise ölüm şarkısıPalahniuk zaman zaman tüketim toplumunun meydana getirdiği, doyumsuz insanları eleştirmeyi de ihmal etmiyor.

Yazımı kitaptan çok beğendiğim ve tekrar tekrar okuduğum bir paragrafla sonlandırayım.

Antik Yunan kültürü uzmanları, o dönemde yaşamış insanların fikirlerini kendilerine ait saymadıklarını söylüyorlar. Antik Yunanlılar akıllarına bir fikir geldiğinde, bir tanrı veya tanrıçanın kendilerine bir emir verdiğini sanıyorlardı. Apollo onlara cesur olmalarını söylüyordu. Athena ise âşık olmalarını söylüyordu. Günümüz insanları ise ekşi kremalı patates cipsi reklamı duyar duymaz, satın almak için hemen sokağa fırlıyorlar ama buna özgür irade diyorlar artık.

Elimden geldiğince bir şeyler yazdım. Umarım beğenilmiştir.

Sosyoblog

Sosyoblog, müzik, film, kitap, tasarım, matematik, edebiyat, trendler gibi konularda ilgimizi çekenlerin özgün halde muhabbet tadında sunulduğu bir blogdur.

Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.

Rss - Twit!

Rss Takip. Twitter'da Takip Edin.

Reklam

Student Social Network

Rastgele Yazılar

  • şeyma: sehabe (ya da barış abi:D), normalde rap müzikten çok hoşlanmazdım... anlamsız bulurdum... an [...]
  • -mustafa: agalar abartılı resim nasıl yapacazz [...]
  • Yiğit: müthiş bir yazı olmuş severek okudum başlamayan arkadaşlara öneririm 26 saatte tam 85 bölüm [...]
  • irem: çok iyrenç [...]
  • Aras: Hayır, kitabı bildiğiniz gibi okumaya başlayın. Sayfa numaraları sadece bir geri sayım imgesi [...]