Aslında tüm site buna dahil ama belli başlı bir kategoriye oturtamasak da (hatta bazen oturtsak dahi) hoşumuza giden her şey.
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Hayata Dair | Kişisel Beğeniler | Matematik
14 Mar 2010Bugün Pi günü. 3,14 ile başlayan pi sayısının günü (ki devam eden sonsuz basamağın hesaplanabilen kısmında kendini tekrar eden bir diziye rastlanabilmiş değil) 3. ayın 14. gününde kutlanıyor. Ayrıca sonraki basamaklara ithafen 1:59:26 ifadesine de pi saati, dakikası ve saniyesi denmiş.

Aynı zamanda ilginç tesadüf ki Albert Einstein’ın da doğum günü bugünmüş. Google da bu güne özel güzel bir logo hazırlamış.

Ancak benim derdim bunlar değil. Geçenlerde internette bir yerde pi sayısı karşıma çıktı, birkaç kez okudum, göz gezdirdim falan. 10 basamağını zaten ezbere biliyordum. 15-20 falan derken 75e kadar ezberledim. Sonra 150ye çıkardım.

Pi yalnızca rastlantısal bir basamaklar topluluğu değildir. Pi bir yolculuk, bir deneyimdir; pi’de var olan şiiri görmeye çalışmazsanız, onu öğrenmek size çok zor gelecektir.
Antranig Basman
Ezberlerken şöyle bir yöntem izliyorum. Önce basamakları 50şer sayılık dizilere ayırıp daha sonra bu 50likleri de 5erli 10 diziye bölüyorum. Sürekli 5 fazlasını daha ezberleyeceğimi düşünerek sayıları kafama alıyorum. Şimdiye kadar başarılıyım diyebilirim.
3 yıl önce bugün katıldığım bir sempozyumdan hatırladığım kadarıyla bu işle kafayı bozmuş çok fazla insan vardı. Onları bir araştırdım. Alexander Craig Aitken isimli bir profesör bir keresinde eğlencesine 1000 basamağını ezberlemiş. Ve benim yöntemimin tıpkısını kullanmış. (Aslında ben farkında olmadan onun yöntemini kullanmışım :)) En aşmış adam ise şu an 16 saat boyunca pi’nin virgülden sonraki 100.000 basamağını sayan Japon Akira Haraguchi.
Pi’nin virgülden sonraki 15-20 basamaktan ötesi hassas ölçümlerde dahi dikkate alınmayacak kadar küçükken neden 50 milyar basamağa kadar hesaplamaya çalışan matematikçiler var?
Bunun cevabı şu ki, pi ile ilgilenen matematikçilerin bazıları pi’nin derinliklerinde bir yerde bir mesaj taşıdığını düşünüyorlar.
-Carl Sagan’ın 1985′te yayımlanan Contact adlı romanından
“Matematikçileriniz onu tümüyle hesaplamak için uğraşmışlar (…) diyelim ki on milyarıncı haneye kadar. Başka matematikçilerin daha da ileri gittiklerini duymak sizi herhalde şaşırtmayacaktır. Sonunda -diyelim ki on ile yirminci hane arasında- bir şey olur. Rastgele değişen basamaklar yerine inanılmaz uzun bir süre boyunca sadece birler ve sıfırlar yer alır. (…)”
“Ya sıfırların ve birlerin sayısı? Asal sayıların bir çarpımı mı?”
“Evet, on bir asal sayının.”
“Bana pi sayısının derinlerinde gizlenmiş on bir boyutlu bir mesaj olduğunu mu söylüyorsunuz? Evdernde birisi (…) matematik (…) yoluyla mı iletişim kuruyor? Pi’nin içine bir mesajı nasıl saklarsınız? O evrenin dokusuna işlenmiştir.”
“Aynen öyle.”
Kadın susarak ona baktı.
“Dahası var.” diyerek devam etti adam. “Başka herhangi bir aritmetikte olsa bir tuhaflık olduğunu far edersiniz ama, sıfır ve birler dizisinin sadece on-tabanlı aritmetik içinde ortaya çıktığını varsayalım. Bu keşfi ilk yapan canlıların da on parmakları olduğunu varsayalım. Ne olduğunu görüyor musunuz? Sanki pi milyonlarca yıldır hızlı bilgisayarları olan on parmaklı matematikçilerin gelmesini beklemiş. Görüyorsunuz ki Mesaj bize gönderilmişti.”
Belki de inandıkları Yaratıcı Güç’ün mizahını doğanın içine gizlemiş olabileceğini düşünüyorlardır. Devamını okuyun »
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Kişisel Beğeniler | Trendler
21 Şub 2010Uzun zamandır vakit bulup da yazı yazamamıştım, vakit bulunca da yazılar böyle ardı ardına geliyor :).
Efendim, aslında bu yazıyı yazmakta epey geciktim. Fox’un bana yolladığı bir kutu var ki kendisi 9 Şubat günü elime ulaşmıştı. Foxbytes ile ilgili bilgiler içeren bir tanıtım Cd’si ve bir broşür bulunan kutunun içinden bir de 90lardan kalma bir Brick Game çıktı ki çok hoş bir sürpriz olduğunu itiraf etmeliyim :).
Foxbytes, diyorlar. Çok farklı bir televizyon. Farklı; çünkü internet televizyonu. Çok farklı; çünkü içeriği sadece internet ve yeni platformlar için üretildi.
FOXBYTES, gelişmekte olan VOD pazarında, FOX INTERNATIONAL CHANNELS’in Avrupa’daki en iddialı projesi ve internet televizyonu lansmanını dünyada ilk kez Türkiye’de gerçekleştirmekte imiş.
Her hafta yayına girecek yeni bölümleriyle, kısa diziler ve animasyonlar vaad eden televizyonda heyecanlı anlatım, komik ve provakatif konular, daha önce karşılaşmadığımız orijinal yapımlar yer alacakmış. En önemlisi; FOXBYTES’da her bölüm 1- 5 dakika arasında oluyormuş!
-mış, -muş dediğime bakmayın, 8 Şubatta yayın hayatına başlayan FOXBYTES, yeni içeriklerle, daha fazla platformda bize farklı bir eğlence anlayışı sunmaya devam edecekmiş.
DİZİLER
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Kişisel Beğeniler | Trendler
20 Şub 2010Favori sakız markam First, yeni bir ürün çıkarmış. Sensations ile gönlümüzü fetheden First’ün yeni ürünü Firstmix.

Kendi lezzetini kendin yarat sloganıyla satılan Firstmix‘in bir de Facebook uygulaması çıkmış. Benzer veya zıt özellikler taşıyan arkadaşlarınızı mixleyebiliyorsunuz. En çok mixleyenlere de FirstMix hediye paketi yolluyorlarmış. Eğlencesi de bol bir uygulama, göz atmakta fayda var.
Uygulama burada, fan sayfası burada.
Aynı zamanda bu ürünün tanıtımı için YouthRepublic tarafından yapılan minibüsler de çok hoşuma gitti, onu da söylemesem olmazdı :).


Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Kişisel Beğeniler | Müzik | Sanat
16 Şub 2010Geçtiğimiz yıllarda çıkardığı 2 albümü ve görsel şölene dönüştürdüğü sahne şovlarıylar kendisinden çokça söz ettiren ve benim de kalbime taht kuran Hayko Cepkin‘in 3. albümü yoldaymış.

İnsan doğasındaki varoluşu ve yok oluşu anlatan albümde söz-müzik ve düzenlemeler Hayko Cepkin’e ait. Albümün ilk video klibi ise Yol Gözümü Dağlıyor olacakmış. Hayko, Behnan Shabbir‘in illüstrasyonlarıyla da dikkat çeken albümdeki her parçaya klip çekmek istiyormuş. Canlı performansı için de özel bir şeyler ayarlamış ve sahne dekorunu Sandıktan çıkacakmış. Hatice Gökçe imzalı yeni kıyafetler ve aklınıza gelmeyecek birçok şey de bu sandıktan çıkacakmış.
14 Mart 2010 tarihinde de Sandık albümünün ilk konserini Bostancı Gösteri Merkezi’nde verecekmiş. İlgilenenlerin bakmasında fayda var.
Daha sert olacağı söylenen albümde şu şarkılar olacakmış:
Albümü merakla bekliyoruz, zamanım olursa konsere de gitmek isterim.
Dünün tarihi 01.02.2010 idi. Tersten okunduğunda da aynısı olduğundan dün bir palindrom gündü :).

Geçenlerde Melekler ve Şeytanlar kitabına sardığım, okuduklarımı Wikipedia‘da araştırdığım, araştırdıkça yeni şeyler keşfettiğim için buna benzer başlıklar görmeniz normal. Kitapta çok geçen ambigramlardan da bahsederim belki ama, Wikipedia‘da kendimi kaybedince, bundan sonra kasıntı edebiyat (yapmacık edebiyat) olarak adlandıracağım ilginç şeyler keşfettim.
Palindrom, tersten okunduğunda da normali gibi görünen sayılar, kelimeler, cümleler ya da metinlere verilen isim. Genellikle palindromlardan oluşan eserler, kasıntı edebiyat türünde. Palindrom sözcüğü Yunan kökenli ve palin (geri, ters) ve dromos (yol, yön) kelimelerinin birleşiminden geliyor.
Palindromların tarihi milattan sonra 79 yılına dek uzanıyor. İlk örneklerinden Sator Karesi biliniyor. Sator Arepo Tenet Opera Rotas latince cümlesinin kare şekline getirilmiş hali. Dört yönden de okunabilen bu palindrom aynı zamanda bir bustrofedon(muş). Yani ilk satırı normal okuyup devam ederken 2. satıra tersten başlamak gibi bir şey. Bustrofedonlarla ilgili daha ayrıntılı bilgi burada.

Buraya kadar eyvallah, güzel şeyler hocam bunlar dersiniz. Ama Demetri Martin adlı delinin biri Dammit I’m Mad isimli bir şiir yazmış ki, şiir başlığı gibi baştan aşağı bir palindrom. Denemeye dahi kalkışmayın, gerçekten uçuk bir beyninizin olması lazım. Tersten okuduğunuzda dahiliğin ya da deliliğin sınırlarını görebiilirsiniz. Şiir şöyle: Dammit I’m Mad isimli palindrom şiiri okumak için devam edin.
Yazın içinde güzel flash oyunlar olan bir site gözüme çarpmıştı. Games121. Sitede birbirinden güzel oyunlar var, özellikle Ultimate Assassin 2 harika. Ne var yani, altı üstü bir oyun sitesi diyebilirsiniz, görünüşü de öyle. Ancak sitenin ve oyunların bir Türk tarafından geliştirildiğini farkettiğimde şaşırmıştım.

2. şaşırışım ise Erman Haskan‘ın bu siteden küçümsenemeyecek paralar kazandığını görmemle olmuştu. Ultimate Assassin 2 oyununu yayımladıktan bir ay sonraki başarıları hakkında detaylı bilgiyi kendi blogundan okuyabilirsiniz. Ancak 5 milyon kereden fazla oynanan bu oyunu yayımladığı sitesi ile alakalı genel bir kanı oluşması için kendi blogundan resimler:


3. şaşırışım ise bugün oldu. Daha önce kendisini pek araştırmamıştım, bugün öğrendim ki kendisi 92li. Benden yalnızca 1 yaş büyük birinin bu başarılarını hayranlıkla beraber kıskandım. Kendisi bu sene lanet olası bir sınav sisteminde iyi bir yere gelmek için çabalıyor.
Bu yazıyı yazmamdaki amaç kendisine ufak da olsa destek olmak, Games121 adının daha çok bilinmesini sağlamak. Umarım Erman Haskan sınavda arzu ettiği Ege Üniversitesi‘ne girer ve yeni oyunlarını da sınavdan sonra görürüz. Başarılar diliyorum.
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Hayata Dair | Kişisel Beğeniler
28 Ara 2009Geçenlerde bir arkadaşımla konuşurken bir şeylerden bahsetti. Geçtiğimiz günlerde birisi Yetenek Sizsiniz yarışmasında biraz takvim matematiği yapmış. Kendisini izlemedim ama biraz çalışmayla gayet hızlıca yapılabileceğini düşünüyordum, kaldı ki Arthur Benjamin (her ne kadar kendisi bir matematik profesörü olsa da) yapıyor.
Ama bu arkadaşım başka bir şeylerden daha bahsetti. Savant sendromu denen bir şey varmış.
Savant sendromu; matematik, müzik alanlarında veya görsel alanda yetenekli otistik hastaların yaşadığı sendroma verilen admış. Bu hastalara Idiot savant denilmekte. (Idiot: Aptal Savant: Bilgin) (Savant demişken, Vos Savant‘tan bahsetmemek olmaz.)

Örneğin bir Idiot savant olan Kim Peek‘in (sanırım hastalığının tanısı sonradan değişmiş) IQ testlerinde aldığı sonuçların iç açıcı olmamasının yanı sıra şöyle yetenekleri vardı:
Demin televizyonda bir reklam dikkatimi çekti. Uzun zamandır ortalarda göremediğimiz Şahan Gökbakar‘ın Turkcell ile yeni reklam filmi. Reklamdan bir reklam filmleri serisi mi yoksa bir film mi geliyor tam çıkaramasam da ilgimi çekmeyi başardı. İşte şöyle bir reklam filmi:
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Etkinlikler | Kişisel Beğeniler
18 Kas 2009Daha önce Renault Fluence lansmanı için Bursa’ya gittiğimden bahsetmiştim. Orada bloggerlar olarak 3 gruba ayrılmış ve 3 adet offline blog inşa etmiştik. Daha sonra bu offline blog tasarımları oylamaya sunulmuştu. Ben de Selçuk Erdem’in ekibinde yer alıyordum ki oylama sonucu galip gelen ekip de bu oldu.
Geçtiğimiz günlerde yine Proximity firmasından bir telefon aldım, “Fluence test sürüşüne katılmak ister misiniz?” konulu. İstemez miydim? Kabul ettim tabi ki, bugün de katıldım.
Hemen gözlemlerimi anlatayım, daha önce arabanın içine oturmuş olmama rağmen bunun keyfi bir başkaydı. Ehliyetim olmaması sebebiyle arabayı sürememiş olsam da yol boyunca İstanbul trafiğinde ne derece hissedilebilirse o rahatlığı hissettim.
Büyük halini görmek için resme tıklayın.
Araba oldukça konforlu. Tasarım çok çarpıcı. Görünüşü bile size statü sahibi havasını vermeye yetiyor. Araç ile ilgili izlenimlerimi okumaya devam edin.
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Kitap | Kişisel Beğeniler | Sanat
10 Kas 2009Şu aralar Melekler ve Şeytanlar okuduğum, içinde ilginç şeyler bulduğum, bunları araştırıp gerçeğe dayalı olduğunu görüp etkilendiğim için, paylaşmak istedim. Kitaptan alıntı yapmadan önce ufak bir açıklama:

İlluminati Ambigramı, 180 derece çevrildiğinde de aynı şekilde görünür.
Illuminati: “Aydınlanmış Olanlar” anlamına gelmektedir. Topluluğun kuruluş amacı cehaletle, baskıcılıkla ve kilisenin dogmalarıyla mücadele etmekti. Her ne kadar asıl amaç, aydınlanarak dinsel dogmalardan uzak, hür düşünceyi ve Newtoncu pozitif bilimin önünü açmak idiyse de, gizli siyasi amaçları olduğu öne sürülerek dünya siyaset tarihinin belki de zaman içerisinde üzerine en fazla komplo teorisi üretilmiş topluluğu halini almıştır.

Kitapta geçen kısmı alıntılıyorum:
“Robert,” dedi. “Eğer sakıncası yoksa Robert, Illuminati konusuna nereden bulaştın?”
Langdon geçmişi düşündü. “Aslına bakarsan para yüzündendi.” Devamını okuyun »
Sosyoblog, ordan burdan bulduğu içeriği özgün hale getirip muhabbet tadında sunan bir blogdur.
Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.