‘brad pitt’ olarak etiketlenenler:

Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi

Yazan: Hoqaa

Kategori: Film

23 Şub 2009

Öncelikle Herkese Merhabalar,

Bu yazının SosyoBlog için ilk yazım olduğunu siz okurlara belirtmek istiyorum ve daha niceleriyle karşınıza cıkacağımı temenni ediyorum.Bu Yazıda Solda Afişini Gördüğünüz “Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi” adlı  sinema film’i hakkında hem sizleri bilgilendireceğim hemde kendi görüşlerimi belirteceğim.Gelelim Filmimize, Başrollerini yakışıklı aktör Brad Pitt ve Yüzüklerin Efendisi Filminde Elf’lerin başını canlandıran ve Elizabeth,Indiana Jones 4 gibi gişe rekorları kırmış önemli filmlerde oynamış Cate Blanchett yer alıyor.

Filmin baş karakteri Benjamin 1.Dünya Savaşının bitişinin kutlandığı gün doğar.Tabi ki Benjamin normal bir cocuk değildir, Onu diğer bebeklerden ayıran özelliği 86 yaşında doğmasıdır.Yani anlayacağınız gibi Benjamin 86 Yaşında doğmuştur ve hayatı ters bir şekilde ilerleyecek ömrü bir bebek iken son bulacaktır.Annesi Benjamin’i doğururken hayatını kaybetmiştir, Babası ise ya maddi imkansızlıklardan dolayı yada bebeği kabullenemediği icin cocuğu bir huzurevinin merdivenlerine bırakır.Benjamin’i huzurevin’in kapısında bir erkekle fingirdeşirken bakıcı bulur ve onu odasına götürür.Benjamin’in gün geçtikçe bedeni küçülürken zekası büyükmüktedir.Birgün büyükannesi huzurevine getirilen Daisy ile tanışır ve ona aşık olur, Onunla oyunlar oynar ama bu olay büyükannesinin hoşuna gitmez ve Benjamin’e sübyancı gözüyle bakar.Daisyninde hisleri karşılıklıklıdır.

Birgün Benjamin gençleşmiştir ve huzurevinden ayrılmaya, kendi hayatını kurmaya karar vermiştir.Dışarıdaki hayatta kaptan Mike’ın teknesinde çalışmaya başlar.Kaptan Mike, Benjamin’e hayatı öğretmektedir.Benjamin’i götürdüğü barda babası  ile karşılaşır fakat Benjamin onu tanımaz ama babası onu tanımaktadır.Birlikte birkaç kadeh içki içtikten sonra babası Thomas Button onu evine bırakır.

Benjamin tekne seferlerine devam ederken Rusya’da Elizabeth’le tanışır.Elizabeth, eşiyle birlikte İngiliz hükümeti adına casusluk işinde çalışıyordur.Her gece Elizabeth Benjamin’e geziği ülkeleri,yerleri anlatmaktadır.Kısa bir süre sonra aralarındaki ilişki ilerlemiştir ve Elizabeth evli olduğu için işler kaçamak olmaya başlamıştır.Bir gün Elizabeth Benjamin’in odasında onunla ilişki yaşadıktan sonra “Seninle tanışmak güzeldi” bir not bırakır ve gider.

Kahramanımız Benjamin tekne mürattabatıyla birde Pearl Harbor savaşına katılır ve Kaptan Mike dahil olmak üzere Benjamin Button ve 1 kişi hariç tüm mürattabat savaşta hayatını kaybeder.

Tüm bu olaylar sonunda Benjamin eve dönmeye karar verir ve huzurevine döner.Benjamin’e babası tüm mirasını bırakmış ve hayatını kaybetmiştir.Orada 1 ay gibi bir süre kaldıktan sonra Daisy ile tekrar karşılaşır ve Daisy artık bir genç kadındır.Daisy Amerikada bir bale okulunda okumakta ve gösterilere cıkmaktadır.Birgün bir gösteri cıkışı Daisy’e araba çarpar ve ayağı 6 yerinden kırılır, Daisy’nin artık bale yaşantısı son bulmuştur.

Benjamin babasından miras kalan evi satar ve Daisy’le yaşayacağı bir ev satın alır.Birlikte mutlu mesut yılları geçer iken Daisy hamile kalır ve Caroline adlı bir kız cocukları olur.Arada 1 yıl geçmiştir, Benjamin karısı Daisy’e cocukları Caroline’ye iyi bir baba olamıyacağını, O büyürken kendisinin küçüleceğini ve sonunda Daisy’nin  Caroline ve ileride gittikçe küçülerek bir bebek olacağı kendisine bakmak zorunda olmasını kabullenemeyeceğini söylerek evden ayrılır.Hayatını Hindistan gibi ülkelerde çalışarak geçirir ve en sonunda dayanamarak karısı Daisy ve cocuğu Caroline’i görmek icin, Daisy’le birlikte açtıkları bale okuluna ziyarete gider.Orada Daisy’i görür ve kısa bir sohbet ederler, Bu sırada arka odadan kızı Caroline gelir ve artık o büyümüştür.Daha sonra Daisy’nin yeni kocası gelir ve salondan ayrılırlar.

Benjamin küçülmeye devam etmektedir.11-12 Yaşlarına geldiğinde aslında yaşlı bir adam olduğu icin hafızasını yitirmeye başlar ve bir cocuk yurduna yerleştirilir.Cocuk yurdunda Daisy onu bulur ve Benjamin Ölene kadar ona bakar…

Kendi anlatımımla sizlere sunduğum bu filmi herkese tavsiye ederim, Film 166 Dakika sürmesine rağmen inanınki 1 Dakika bile sıkılmayacaksınız.Herkese iyi seyirler.

İsmail Güleryüz

Sosyoblog

Sosyoblog, müzik, film, kitap, tasarım, matematik, edebiyat, trendler gibi konularda ilgimizi çekenlerin özgün halde muhabbet tadında sunulduğu bir blogdur.

Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.

Rss - Twit!

Rss Takip. Twitter'da Takip Edin.

Reklam

Student Social Network

Rastgele Yazılar

  • SonKralice: iyi günler, sonkralice.net 'le link degisimi yapiyormusunuz? [...]
  • şeyma: sehabe (ya da barış abi:D), normalde rap müzikten çok hoşlanmazdım... anlamsız bulurdum... an [...]
  • -mustafa: agalar abartılı resim nasıl yapacazz [...]
  • Yiğit: müthiş bir yazı olmuş severek okudum başlamayan arkadaşlara öneririm 26 saatte tam 85 bölüm [...]
  • irem: çok iyrenç [...]