Aralık 2009 için Arşiv:

Geçenlerde bir arkadaşımla konuşurken bir şeylerden bahsetti. Geçtiğimiz günlerde birisi Yetenek Sizsiniz yarışmasında biraz takvim matematiği yapmış. Kendisini izlemedim ama biraz çalışmayla gayet hızlıca yapılabileceğini düşünüyordum, kaldı ki Arthur Benjamin (her ne kadar kendisi bir matematik profesörü olsa da) yapıyor.

Ama bu arkadaşım başka bir şeylerden daha bahsetti. Savant sendromu denen bir şey varmış.

Savant sendromu; matematik, müzik alanlarında veya görsel alanda yetenekli otistik hastaların yaşadığı sendroma verilen admış. Bu hastalara Idiot savant denilmekte. (Idiot: Aptal Savant: Bilgin) (Savant demişken, Vos Savant‘tan bahsetmemek olmaz.)

Örneğin bir Idiot savant olan Kim Peek‘in (sanırım hastalığının tanısı sonradan değişmiş) IQ testlerinde aldığı sonuçların iç açıcı olmamasının yanı sıra şöyle yetenekleri vardı:

  • Hafızasında 9 bin kitap tutuyordu.
  • Herhangi bir tarihin haftanın hangi gününe denk geldiğini bilebiliyordu.
  • ABD’deki bazı kentlerin haritaları olduğu gibi zihnindeydi.
  • Klasik müziğe özel ilgisi vardı. Dinlediği parçanın hangi bestekara ait olduğunu, ne zaman yazılmış olduğunu hemen söyleyebiliyordu.
  • Dünya tarihindeki büyük olayları, tarihlerini, aktörlerini hatırlıyordu.
  • Telefon kodlarını, posta kodlarını ezbere biliyordu.
  • Daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız okumaya devam edin.

Da Vinci Uykusu Günceleri #3

Yazan: Ayberk

Kategori: Hayata Dair

20 Ara 2009

Üçüncü dörtlüğü yayımlamanın da vaktidir hatta gelmiş de geçiyordur! Bu sefer size tavsiye mavsiye yok en asil duygunun insanı okuyucular! Bu sefer size müjde var. 16. günü 17. güne bağlayan saatlerde birçok yan etki geçti. Şu anda sistem tarafımdan başarıyla uygulanıyor. Doğrudan özetlere girizgah eyleyeyim, sizi bekletmeyeyim. Zaten düzenli okuyorsanız alıştınız yazı sistemime. Düzenli okumuyorsanız da öncekileri nahan da buradan ve de ahan da buradan okuyabilirsiniz. (Ahanda Burina Burinata oğlum bu!) (Ben bilmem mi Burina Burinata’yı. Değil, katiyyen değil!)
Tavsiye: Göz yanması için sunî göz yaşı kullanın çok iyi geliyor. (Dayanamadım nan, bak okuyucu yeminle seni ne kadar düşünüyorum bir bilsen her geçe içiyorum Efes Pilsen.)

9. Gün

Yat-Kalk:  12.15-12.45

Ders çalışmak ne acaip, fosforlu kalemler, ders notları, hocalar falan. Uykuya dalarken geçen seneki iktisat sınavını düşündüm. Sonra da iktisat dersi alan her insana Uçan Spagetti Canavarı’ndan rahmet, kolaylık ve de kopya diledim. Özellikle kopya kısmını. Hepinizden daha çok iman sahibiyim ben. Siz de her gün yatmadan önce dua ediyorsunuz ben de. Ama benimkiler altıyla çarpılıyor, gerçi bu gidişle otobüste uyumadan önce Yüce Uçan Spagetti Canavarı’na dua eden insana sağlı sollu tokatları çarpacak yolcular. Hadi bakalım, şimdi onlar düşünsüöön! Devamını okumak isterseniz -ki niye istemeyesiniz- devam edin.

Ötekilerle: esrarkeş, alkolik, gaftici, tinerci, muhabbet tellalı ve de hayat kadınlarıyla dolu bir mahalle. Kanına girdiği insanı içine alan, içine aldığı insanı da ölüme kadar götüren bir yer burası: Kolera. Ben de iki farklı Kolera’ya konuk olanlardanım. Şimdi size ikisini de anlatayım.

Metin Kaçan ile ilgili bilgi: 1961 yılında Kayseri’de doğdu. Aynı yıl ailesi ile İstanbul’a göç etti. Çocukluğu Dolapdere’de geçen Metin Kaçan otomobil tamirciliği, marangozluk, musluk tamirciliği, barmenlik gibi işlerde çalıştı. 16 yaşında “Beyaz Eldiven” çetesini kurdu. Bütün arkadaşları “öldürülünce” yazmaya başladı.

Ağır Roman‘ın filmi ve kitabı aynı insanın paralel iki evrendeki yansıması denilebilecek denli aynı ve de aynı derecede farklı. Ki hikayenin içinde inanılmaz büyük farklar ve inanılmaz benzerlikler var. Nelermiş bu farklar ve benzerlikler derseniz, okumaya devam edin.

Dün akşam Harun sağ olsun, Gagarin Sokağı isimli tiyatronun galasındaydım. Yine hoş bir gece oldu.

Geçtiğimiz günlerde blogda Levent Üzümcü’nün oynadığı film Abimm‘den bahsetmiş, bir de film afişini koymuştum, dün ise kendisiyle fotoğraf çektirme imkanı buldum. Kendisi çok sıcakkanlı. Film için aldığı kilolardan eser kalmamış, sakalları da pek yakışmış.

Gagarin Sokağı oyunundan bahsedecek olursak: Oyun hakkında bilgi almak için okumaya devam edin.

Da Vinci Uykusu Günceleri #2

Yazan: Ayberk

Kategori: Hayata Dair

13 Ara 2009

Ola muçaço okuyucular! Da Vinci Uykusu deneyimin 2. 4 gününü anlatmadan önce size en güzelinden, en kullanışlısından yeni tavsiyelerim var. İlk 4 günden burada bahsetmiştim.

1-      Ufak bir leğencik ve bir bardak suyu başucunuza almadan yatağa gitmeyin ve kendinizi gözlerinizi açar açmaz leğene ve suya gidecek şekilde şartlandırın. Böylece alarmı susturup yatmak yerine alarm çalar çalmaz leğeni çenenizin altına tutar suyu bir güzel yüzünüze çarpar uyanırsınız.

2-      Eğer gözleriniz çok yanıyorsa (ki benim yanıyor) ufak, yumuşak bezleri ıslatıp gözünüze koyun ara ara. İyi geliyor.

3-      Enerji içeceklerinden uzak durun.

4-      Gezin, tozun oğlum! O kadar saat uyanıksınız evde durulur mu!? Bir taraflarınız büyür otur otur.

5-      Telefon alarmı kuruyorsanız kulaklığını takın öyle yatın. Alarm kulağınızda çalsın. Daha etkili.

Güncelere devam edelim:

5. Gün

Yat-Kalk:  12-12.30

Başarılı bir uykulama.

Yat-Kalk:  16-16.50

Bu uykuyu uyuyamamaktan çok korkmuştum. Çünkü uyuyamasaydım Bakırköy-Taksim dolmuşu adlı  deprem simülasyonu niteliğindeki sarı, dört tekerleklilere binip uyumaya çalışacaktım. Tabii ki yazının devamını merak ediyorsunuz, o halde okuyun.

Cambaz’ın Başı

Yazan: Aras

Kategori: Mizah |Müzik

13 Ara 2009

Bilmem farkettiniz mi.
Büyük ihtimalle dikkatinizi çekmemiştir.
Belki bu olay sadece bir azınlık için geçerliydi ve her şey tesadüftü.
Bu 4 cümlenin “b” harfi ile başlaması gibi bir tesadüf.

Uzun süredir yürüttüğüm araştırmaya göre, bu araştırma sırasında bir çok genç ile çalıştım, gençlerin her yılın 4 ile 6. ayları arasında takıldıkları bir konu var. Hepsi birbirine bunu soruyor.

Tekrar ediyorum, her şey bir tesadüf olabilir.
Korkutucu bir tesadüf.

İşte size 21.yy gençlerini kullanmanız için bir fırsat! Yeni bir yöntem! Sadece 4 ile 6.aylar arasında kullanabilecek olmanız da işin heyecanlı tarafı.

Dediğim gibi, bütün gençler birbirine bunu soruyor. Kafaları karışık. Devamını okuyun »

Da Vinci’nin Götürdükleri

Yazan: Ayberk

Kategori: Hayata Dair |Mizah

12 Ara 2009

Evet Sosyoblog’un son transferi olarak ayağımın tozuyla bir yazı patlatmamın gerekliliğinin farkındayım. Ben de uyguladığım şu Da Vinci Uykusu sisteminin benden neler götürdüğüne dair bir yazı hazırladım buyrunuz efenim.

1- Arkadaşlarınız “Yarın sınav var çalış!” dediğinde “He, ne sınav mı? Yarın mı? Bir dakika şimdi yarın ayın kaçı?” gibi sorular sormak zorunda kalıyorum. Yarınım, dünüm kalmadı. Dolayısıyla bugün perşembe mi cuma mı bilmiyorum ama ayın 12′sine girdik onu biliyorum. (Cumartesiymiş la bugün.Yarılıyoring.)

2- “Sabah ola hayrola.”, “Bugünün işini yarına bırakma.” gibi atasözleri rafa kalktı. Yerine “Ha bugün, ha yarın.” ve benzeri deyimler ve atasözleri geldi. Anlamıyorum ki dün müdür, yarın mıdır.

3- En ilkel takvimimiz olan “Yatçaz-kalkcaz!” takvimi tamamen kullanımdışı. Ufak bir çocuğa yarını anlatmak için 6 defa “Yatcam-kalkcam” diyorum çocuk “Hassireleaaa!!” der gibi bakıyor bana.

4- Kilo da gidiyor. Baya gidiyor hem de. Son 3 günde 2 kilo verdim. Sağlıklı mı sağlıksız mı bilemen.

5- Nedir diye merak ediyorsanız okumaya devam edin.

Da Vinci Uykusu Günceleri #1

Yazan: Ayberk

Kategori: Hayata Dair

8 Ara 2009

Evet insancıklar. Siz de benim gibi günde on saat uyumadan kendine gelemeyen, iki saatini İstanbul’un trafiğine bırakan, iki saat civarını da bedensel ihtiyaçlarına (yemek, duş, ay saçım güzel olmuş mu,  yok şu pantolon daha iyi, hay bin tanrı bu gömlek ütüsüzmüş!) ayıran, e bir de üstüne üstlük okulda altı saate yakınını heba eden insanlardansanız kaldı kendinize dört saat civarında hiçbir şeye yetmeyen saat.

Bu dört saatte ne gezsen gezilir, ne tozsan tozulur! Ancak kırıp poponuzu oturursanız dizi veya film üzerine azıcık müzik hop yatak. Kitabı da yolda okur, hiçbir şeye vakit ayıramamaktan yakınırsınız.

Ama sağolsun genç girişimci, araştırmacı kişilik, göbeğindeki delikte usb girişi olan bu sayede de düzenli nette gezinen Demircan kişisinin, Sosyoblog’da bahsettiği Da Vinci Uykusu sistemi tam benlik, tam bizlik, tam sizlik bir sistem. “Sadece hayvan oğlu hayvanlar  8 saat uyur!” gibi bir sloganla değil de “Beyninizi HacklemekGünde 2 Saat Uyuyarak Yaşamak” başlığıyla bu sistemi tanıtınca iyice, uygulanabilir olduğuna karar verdim ve de vize denilen berbat dönem bitmeye yüz tutar tutmaz uygulamaya başladım.

Başlamadan önce dipnot: Fakültede devam zorunluluğu olmadığı için evden pek dışarı çıkmamaya çalıştım. Böylece fiziksel aktiviteyi en aza indirerek bedenimin vereceği ters tepkileri minimuma indirmek istedim. Tabii uyuyamayınca ara ara koşudur, cogingdir, yürüyüştür yaptım. Tavsiyem siz de Übermensch uykusuna alışana kadar zorunlu olmadıkça bedensel aktivitede bulunmayın.

Bu girizgahtan sonra uyarılara başlayayım:

1- Eğer gece kalkıp “Sen hala yatmadın mı?” diyerek sizi alnınızın çatındaki sivilce kadar rahatsız edebilen, aklınıza bu sözü takıp bütün enerjinizi emik emik emen ebeveynleriniz varsa başlamadan önce bir daha düşünün.

2- Otobüs, servis kullanıyorsanız buralarda uyumaya alışın.

3- Arkadaşlarınıza bu sistemden bahsedin, anlayışla karşılasınlar; “Bu sızdı lan?” muhabbetleri çevireceklerine 20 dakika sonra dürterek kaldırsınlar.

4- Benim düştüğüm hataya düşmeyin, sistemi uygularken alkol almayın. 2 saat civarında uykularım oldu alkol aldıktan sonra.

5- Evdekileri sessiz olmaları konusunda ikna edin, öğlenin göbeğinde uykuya dalmaya çalışırken çalan ziller, atılan kahkahalar uykunuzun kaçmasına neden olabiliyor.

6- Kahve ve koladan en azından uykuya geçiş süreniz 2-3 dakikaya inene kadar uzak durun.

7- Beşinci ve onuncu gün arasında bırakanlar çok oluyormuş. 9. güne kadar geldiğimde başladım bunları yazmaya. Kesinlikle ve kesinlikle kararlı olmanız gerekiyor. Kararlılık yoksa yapamıyorsunuz. Deneyimleri gün gün okumak için devam edin.

Bildiğin Aşk-ı Memnu.

Cidden.

Bakın mesela;

Herakles, Roma Mitolojisi’nde Herkül, Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene’nin oğludur. Kadına aşık olan Zeus ona kocası kılığında yaklaşmıştır. Herakles’in Zeus’un çocuğu olduğunu anlayan Hera onunla sürekli uğraşmış ve ölümüne neden olmuştur. Herakles doğduğu günden itibaren tanrısal bir kuvvete sahiptir. Hera’nın gönderdiği iki zehirli yılanı öldürdüğünde henüz birkaç günlük bebektir.

Herkül olmuş Behlül, Hera olmuş Bihter. Halit Ziya Uşaklıgil olmuş Homeros. E tamam gerisi aynı.

Saçmalık değil, sadece hayal gücü.

*Alıntı Vikipedi’den.

Sosyoblog

Sosyoblog, müzik, film, kitap, tasarım, matematik, edebiyat, trendler gibi konularda ilgimizi çekenlerin özgün halde muhabbet tadında sunulduğu bir blogdur.

Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.

Rss - Twit!

Rss Takip. Twitter'da Takip Edin.

Reklam

Student Social Network

Rastgele Yazılar

  • şeyma: sehabe (ya da barış abi:D), normalde rap müzikten çok hoşlanmazdım... anlamsız bulurdum... an [...]
  • -mustafa: agalar abartılı resim nasıl yapacazz [...]
  • Yiğit: müthiş bir yazı olmuş severek okudum başlamayan arkadaşlara öneririm 26 saatte tam 85 bölüm [...]
  • irem: çok iyrenç [...]
  • Aras: Hayır, kitabı bildiğiniz gibi okumaya başlayın. Sayfa numaraları sadece bir geri sayım imgesi [...]