İnternette gezinirken karşıma çıkan bu mükemmel seti paylaşayım dedim. Star Wars hayranlarının ilgisini çekebilecek, Legolardan oluşturulmuş, bir satranç seti. Star Wars Episode IV: A New Hope örnek alınarak oluşturulmuş bu satranç setinin daha fazla resmini burada bulabilirsiniz. Aynı zamanda Brandon Griffith tarafından eklenen tüm resimleri de burada görebilirsiniz.

Atlas bebek depresyondaymış.
Gülben Ergen’ in oğlu olan Atlas bebek.
8 dadısı, oyun konsolları, anaokulu müsamereleri filan yordu heralde Atlas’ı. Depresyona girdi.
Nasıl bir ülkede yaşıyoruz?
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Kişisel Beğeniler | Trendler
25 Eyl 2009
Geçen sonbahar Proje 10100 ü hayata geçiren Google, mümkün olduğunca çok insana yardım ederek dünyayı değiştirebilecek fikirleri arıyordu. Şimdiye dek 170in üzerinde ülkeden, 150,000den fazla fikir kendilerine ulaşmış. Ve kendileri için zor da olsa 16 büyük fikri seçip hangisini hayata geçirecekleri konusunda yine insanların fikirlerini almak istemişler. 24 Eylül’de başlayan oylama, 8 Ekim’e kadar devam edecek.
Asfalt Dünya, Beni Severmiş O şarkısına çektikleri video klibi televizyonda görmüştüm, beğenmiştim akabinde albümlerini dinleyip evet demiştim bu grup dinlenir.
Aylar geçti bunun üstünden.
Resmen unuttum Asfalt Dünya’yı.
Dost gibi yakın,sen üşürken soğukta
Kendini sakın, sakın çıplakken konuşma
Dün Demir insanların ilgiyle beslenmesinden, ilgi çekmeye çalışmasından iğrendiğini söyledi.
Sevgili dostum bunları söylerken dönüp kendine bakmıyordu elbette.
İnsanın ne olduğunu, yaşaması için nelerle beslenmesi gerektiğini de unutmuştu.
İnsanları yargılama hatasına çok sık düşüyoruz. Ama bu hataların en büyüğü insanları insan olmalarından ileri gelen bir davranış yüzünden yargılamak.
Şimdi, Demir: Benim söylediklerim de insanın sürekli sorguladığı, içinden gelen bir şey. Bu söylediklerim için sen de beni yargılıyorsun, der. Ne diyebilirim abicim. İnsanız.
Facebook mühendisleri boş durmuyorlar. Geçtiğimiz günlerde Facebook Lite‘ı yayımlamışlardı, şimdilerde de Facebook prototiplerini duyurdular. Yeni fikirlerinin üzerinde çalışan bu tasarımcılar, geliştirdikleri tüm fikirleri doğrudan sitede kullanmak yerine fonksiyonel olarak sunmaya karar vermişler. Henüz tam olarak yayımlanmaya hazır olmasa da, geliştirdiklerini göstermek istedikleri, gün ışığına çıkmadan önce eklenebilir bir özellik olarak sunmak istedikleri bu uygulamalara Facebook prototipleri adını vermişler ve birkaç gün önce de tanıttılar.
Facebook prototipleri, Facebook merkezinde 4 duvar arasında geçen ürün deneyimlerini dünyanın kalanıyla paylaşmak adına gerçekleştirilmiş bir proje. Hazırlanan bu ürünleri kullanıcılar deneyip geribildirim gönderebilecekler. Facebook Prototipleri’ne ulaşmak için Uygulama Dizini‘ni ziyaret edip, “Prototipler“i seçmelisiniz.
Mükemmel bi müzik grubu keşfettim. Gerçekten çok iyiler.
Hayır, adını söylemeyeceğim.
Öyle bir yer biliyorum ki, kahvesi bambaşka.
Bakmayın öyle. Söylemem.
Bu arada, Çeşme’de yeşillikler arasında bir pansiyon var. Gittim 10 gün kaldım. Hem fiyatı uygun, hem insanlar o kadar iyi ki.
Üzgünüm. Olmaz.
Bir fikrim var. Dünyadaki her şeyi değiştirecek. Ne açlık kalacak, ne sefalet.
Bu seferlik bana kalsın.
Televizyonda mükemmel bir film var. Milyon tane ödül alır kesin.
Adını sormayın.
Bir kitap evi var. Aklınıza gelebilecek her çizgi roman, kitap filan var orada.
Hayır.
Atlantis vardı ya. Hah. İşte onu buldum ben.
Yerini söylemem olmaz.
Lost’un sonunda ne olacağını biliyor musunuz? İşte ben biliyorum canım.
Olmaz.
Aslında pek bir şey bildiğim yok. Ama biliyor gibi yapıp da paylaşmamak kendine saklamak hoş oluyor bazen. Söylemek istediğim başka.
Daha önce arada bahsettiğim insanların bencilliği durumu hani. Yeni bir müzik grubu keşfedip ya da şans eseri mükemmel bir kitap alıp bunu başkalarıyla paylaşmak istememek… Eminim sizler de yaşıyorsunuz bu hissi. Belki de “tüketim toplumu” yüzünden. Facebook’ ta paylaşılıyor, hemen Twitter’a yazılıyor. Friendfeed’de 100 kişi beğeniyor. Tamam paylaşmak iyidir, paylaşımın tadı başkadır. Ama bu farklı. Paylaşmak değil, öldürmek bu. Bugün eleştirdiğimiz onlarca şeyin sonunu aslında biz hazırlıyoruz.
Konuyu biraz dağıttım. Neyse artık.
Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm bir konu jamais vu. Ama giden elektrikler ve bozulan bilgisayarım yüzünden bugüne kaldı. Deja vu kadar popüler değil. Ama ondan daha ilginç.
Fransızca, hiç görmedim demekmiş.
Yaşanan bir durumun, hiç yaşanmamış gibi hissedilmesiymiş.
Sık sık bahsettiğimiz Chuck Palahniuk‘ un, Tıkanma kitabında rastladım. İlgimi çekti.
Herkes her zaman yabancıdır.
Hiçbir şey tanıdık gelmez.
Bir taraftan bakınca yaşadıklarını unutmak kötü görünüyor. Öbür taraftan bakınca, eğer sürekli jamais vu yaşıyorsanız hayatınız artık monoton olmaz değil mi? Sürekli yeni bir şey(!) tadıyorsunuz sonuçta.
50 İlk Öpücük diye bir film vardı hani. O geldi aklıma, uyuduktan sonra her şeyi unutan hatun kişisi, her gün sevgilisine yeniden aşık oluyo filan hani.
Geçen ay ablamla bir cafede oturuyorduk. Küçük bir çocuk geldi, kalem satıyormuş. Yaz için kendi harçlığını çıkarıyor ya da bir şekilde ailesine destek olmaya çalışıyor diye düşünmüştüm ve çok etkilenmiştim açıkçası. Siteye de o çocuk hakkında bir şeyler karalamayı düşündüm ama beceremedim.
Dün bir arkadaşıma anlattım. “Sen de gördün mü o çocuğu? Bir kalem alabildim, keşke yanımda biraz daha para olsaydı dörder beşer alsaydım.” dedim. “Aman abi ne diyosun, o parayla internet kafeye gidiyo o çocuk.”
Bu kadar ucuz mu ya? İnsanların güvenini suistimal ediyor bildiğin! Duygularını sömürüyor. Bugün bunu yapan çocuk, yarın dolandırıcı bir insan olmaz tabi ama nerede kaldı güven, nerede kaldı topluma olan saygı. Bir çok dilenci de var tabi böyle. Sapasağlamken dizi yokmuş gibi dileniyorlar.
İnsanın içinden gelir bazen, gül satan bir çocuktan gül alırsın ya da ne bileyim işte kalem satan çocuktan kalem alırsın.
Çivisi çıkmış insanlığın.
Sosyoblog, ordan burdan bulduğu içeriği özgün hale getirip muhabbet tadında sunan bir blogdur.
Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.