Hep derler, istatistik, yalan söylemenin bilimsel şeklidir diye. Günlük yaşamımızda, konuşmalarımızda, sunumlarımızda, her yerde verileri kullanırız. Anlatılana ilgiyi artırır. Bir de bu veriler sayısalsa işin içine grafikler girer ki sormayın gitsin.
Hayatımız boyunca farkettiğimiz ya da bir yerlerden öğrendiğimiz yöntemler aslında bunlar. Bugün biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.
Sunumlarda en çok kullanılabilen yöntemlerdendir. Konuşmacı bir şeyler anlatırken arkasında kalan grafiğin içeriğine dinleyici pek de dikkat etmez. Sadece grafiğin şekli önemlidir. Bu noktada konuşmacı, dinleyicileri anlatmak istediğine ikna edecek yönde grafiklerini düzenleyebilir.

Birinci ve ikinci grafikteki veriler aynı. Artış sadece %2 iken, doğru kullanım ile çok daha keskin görünebildiğine şüphe yok.
Yalan söylemenin bir çok yolu var. Ancak konuşma esnasında bir sayı uydurarak bunu olağan bir şeymiş gibi aktarmak, inandırıcılığınızı artıracaktır. Devamını okuyun »
Herkese merhaba, öncelikle herkesten buraya uzun zamandır yazamadığım için özür diliyorum (:. Ben kayıplardayken aramıza yeni bir yazar arkadaş katılmış ona da hoşgeldin diyerek Amy Macdonald hakkında yazacağım yazıma başlamak istiyorum.
Kimdir bu Amy Macdonald? Ben de kendisiyle dün bir arkadaşımın Facebook’ta This is the life parçasını paylaşmasıyla tanıştım diyebilirim. Sesi o kadar hoştu ve parça da o kadar keyifliydi ki, hemen ismini Googleladım. 87 doğumlu bu özgür kızımız, soyadından anlaşılacağı gibi bir İskoç.
15 yaşında babasının akustik gitarını çalmaya başlayan ve kendi kendine öğrenen Amy Macdonald’ın etkilendiği sanatçılar arasında Travis ve The Libertines de bulunuyor. T in the Park Festival‘de Travis’in Turn şarkısını duyan ve kendisi çalmak isteyen Amy, 15 yaşındayken Glasgow civarındaki bar ve kafelerde çalmaya başladı. NME‘ye bir demo kasedini yollayarak müzik dünyasına adım atmış oldu.
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Web Tasarımı
28 Ağu 2009
Örneğini yan tarafta görebileceğiniz Rastgele Yazılar, bir eklenti ile oluşturulmadı. Bazı Magazine temalarda böyle güzel şeyler görmek mümkün. Ben de yandaki Rastgele Yazılar uygulamasını Scarlett isimli temada gördüm. Sürekli kayarak dikkat çekmesi, kullanıcıya başka sayfalara yönlendirmesi gibi sebepler yüzünden burada da kullanmak istedim. Açık kaynak özgürlüğü bu olsa gerek, biraz uğraşı ile kullanmayı başardım (:.
Şimdi kendi sitelerinde de bunu kullanmak isteyenler olabileceğini düşünüp nasıl yaptığımı açıklıyorum.
Kodları burada vermek karmaşıklık yaratıyor (ancak yazının sonunda bana yardımcı olabilirsiniz). Dilerseniz dosyaları inceleyebilirsiniz. İndireceğiniz dosyaları hangi klasörlere atacağınıza gelince: Devamını okuyun »
Geçen dün can sıkıntısıyla televizyonda kanal kanal gezerken rastladım bu beylere. Başta ne olduğunu kavrayamasam da tınılarında insanı kendine çeken bir şey vardı. Michael Jackson’un ölümünün ardından televizyonu işgal eden bu sanatçının eserleri ve bu eserlerin yeniden yorumlanmış halleri arasından gözüme en çok çarpan bu üç beyefendi oldu. “Billie Jean” adlı parçaya yaptıkları cover biter bitmez bilgisayarımın başına koştum ve bu beyefendiler hakkında kısa bir araştırma yaptım…
Alex Morissette (Geri vokal, kontrabas), Dr. Christian Roberge (Vokal, gitar) ve Byron Mikaloff (Geri Vokal, gitar)’dan oluşan grup Çingene Cazı adı verilen bir tür ile kendi eserlerini icra etmekte.
Grup ismini Avrupa’nın ilk meşhut gitaristi ünvanına sahip olan, 1910-1953 yılları arasında yaşamış olan Django Reinhardt’dan almış. Devamını okuyun »
Tam adı, Yavuz Hilmi Çetin. 1970 doğumlu. Şu sıralar bir çok insanın mp3 çalarlarında, raflarda ki albümlerinde ve hepsinden önemlisi kalbimizde yaşamaya devam ediyor.
Herkesin severek dinlediği onlarca müzisyenle çalıştı, gruplar kurdu, konserlerde MFÖ’ ye eşlik etti… Hep deriz ya, zor geliyor böyle insanlar, O da onlardan biriydi, Türkiye’ nin dünyanın eşsiz gitaristlerinden biriydi. O’nun hakkında bir şeyler yazmaya karar vereli 1 ay kadar oldu. Hep erteledim.
Ölümünün ardından “neden?” sorusunu sormayalım, bilmemiz gerektiği kadarını o bize anlattı çünkü. Özellikle Satılık albümünün “Yaşamak İstemem” parçası ile…

Eğer siz de WordPress site navigasyonunuzda sıralanan sayfalarınızda dinamik yapı kullanıyorsanız (ayrı bir navigasyon barı yerine, <?php wp_list_pages?> komutuyla mevcut sayfalarınızı otomatik dizdiriyorsanız), zaman zaman onları istediğiniz sırada görmek isteyebilirsiniz.
Örneğin ben siteyi açtıktan uzun zaman sonra Arşiv sayfası yapmaya karar verdiğimde onun 2. sırada durmasını istemiştim. Ufak bir araştırma ile yarayışlı bir eklenti de buldum. Devamını okuyun »
“Güzel ve keyifli bir mim başlatayım” gibi bir isteğim vardı ne zamandır. Bu güzel olucak sanırım. Blog açmadan önce, hemen her gün bloglamadan önce hayatımızda neler farklıydı? Blogger olduktan sonra ne farketti?
Kendi mimime kendim de cevap vereyim, Sosyoblog ile birlikte öbür blogları daha da fazla takip etmeye başladım. Ve daha çok şey öğrendim elbet. Daha çok yazar oldum elbette. Her ne kadar son zamanlarda çok bir şeyler yazamasam da. Böyle yani.
Bu mimi Müjdat Korkmaz, Mert, Barış Ünver, Ahmet Alp Balkan ve Berkay ‘ dan okumayı istiyorum ve onlara paslıyorum ilk olarak :). Ama gören ve yazmak isteyen herkesin yazması da ayrıca hoş bir şey elbette :).
Bu arada ilk kez mim başlattık.
Son zamanlarda yeni yazı gelmedi. Demircan tatilde. Ben de geçen hafta başında tatilden döndüm. Assos ve Gökçeada’ya toplam 1 haftalık bir ziyaret. Yazacak çok şey de buldum ama vakit bulamıyorum son 1 haftadır.
TurkStaff’ dan bahsetmiştim. Onun 1. yılı doluyor Salı günü. Yeni bir sisteme geçirelim filan derken uğraştırdı fazlaca. Hala da uğraştırmaya devam ediyor.
Ayrıca bütün sitelerimizi de tek hostta toplayalım rahat olsun diye Dreamhost‘tan 15 günlük deneme hesabı açtık. İyi ki deneme hesabı açmışız zira oldukça yavaş. 1 ay da Hostgator‘ u deneyeceğiz bakalım…
Az sayıda okuyucumuzdan özür diliyorum blogu ihmal ettiğimiz için. Ama valla çok güzel konular buldum sevgili okur. Yazıcam hepsini.
Demircan da Perşembe günü geliyor o gelince üstümdeki yük de hafifleyecek bari.
Bu arada Dreamhost’ a sadece TurkStaff’ ı geçirdik. Sosyoblog hala eski sunucusunda. O yüzden yavaş değil, en azından öyle umuyorum :).
Saygılarla, sevgilerle.
Sosyoblog, müzik, film, kitap, tasarım, matematik, edebiyat, trendler gibi konularda ilgimizi çekenlerin özgün halde muhabbet tadında sunulduğu bir blogdur.
Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.