Erkeklerin vazgeçemedikleri tutkusu.
Futbol.
Stadlarda takımımız için deli gibi bağırmak.
Televizyon karşısında uğurlu pozisyonumuzda maç izlemek.
Takımımızın formasını sırtımıza geçirmek, bizim vazgeçilmez tutkumuz.
Zaman zaman kadınlardan bile önce gelen.
Gazetelerin spor sayfalarını okurken, arkadaş arasında konuşurken kendimizi teknik direktör yerine koyar analizler yaparız. Gerçekten iyi hissettirir. Bunun doruk noktası ise Championship Manager ve Football Manager oyunları. Binlerce hayranı var bu oyunların. Ben de bunlardan biriyim ki TurkStaff.Com‘ u da bu amaçla hizmete sundum. Devamını okuyun »
Günlerin Köpüğü muhteşem bir Boris Vian kitabı.
Vian’ ın hayal gücüne anlatımına hayran olmamak elde değil. Eğer bu yazıdan sonra Günlerin Köpüğü’ nü okumaya karar verirseniz O’na normal bir kitap gibi yaklaşmayın. O öbür kitaplardan çok farklı.
Colin.
İşte bizim adamımız. Chloe’nin Colin’i.
Kitabın arkasından da okuyabileceğiniz üzere, Colin için hayatta önemli olan 2 şey var. İlki güzel müzik New Orleans, öbürü ise güzel kızlara aşık olmak. Ve Colin Chloe’ye aşık oluyor. Ah güzel Chloe.
Chloe’nin bir hastalığı var.
Göğsünde bir nilüfer çiçeği.
Ve bu hastalığın tek tedavisi var.
Hayır hayır, normal kitaplarla bir tutmayın demiştim bu kitabı. Chloe’nin iyileşmesi için sevgiye, çiçeklere ihtiyacı var. Var gücüyle çalışıyor Chloe’si için Colin. Chloe’si zedelenmiştir diye üzülüyor. Chloe’si için her işte çalışabilir. Çünkü onun da Chloe’nin sevgisine, Chloe’nin aşkına ihtiyacı var.
Varoluşçulara da göndermeler yer alıyor kitapta.
Colin’ in en yakın arkadaşı Chick, Sartre’ a ait şeyleri toplamak için önde kendini harcıyor. Sonra Alise’e duyduğu aşkı. Ve sonra Alise’nin ona duyduğu aşkı. Sartre uğruna vazgeçiyor hepsinden. Yazıya Chick ile ilgili bir bölümle son vereyim. Bu paragrafı çok beğenmiş ve bir çok arkadaşıma mesaj atmıştım o anda!
-Şey ya…, dedi Chick, ona Jean-Sol Partre’ ı sevip sevmediğini sordum, o da bana kitaplarının koleksiyonunu yaptığını söyledi… Ben de o zaman: Ben de dedim… ve ona bir şeyler söylediğim her seferinde o da: Ben de diye cevap veriyordu… ve tabii karşılık olarak… Sonunda sırf varoluşçu bir deney yapmak için ona: Sizi çok seviyorum dedim ve o da: Oo dedi!
-Deney başarısız oldu… dedi Colin. Devamını okuyun »
Uzunca bir zaman önce Sunrise Avenue‘dan bahsetmiştim. Okulların kapanması, son sınavlar falan derken biraz uzak kaldım bilgisayardan. Bu arada pek beğendiğim pop rock grubu güzel bir albüm çıkarmış. Adı Popgasm. Çıkış tarihi 22 Mayıs 2009. İçinde pek güzel şarkılar var. Henüz albümün tamamını dinleyemedim ama şu an dinliyorum. Dream Like A Child, 6-0 gibi hoş şarkıları var. (6-0′ın canlı performansını yazının sonunda bulabilirsiniz.) 14 şarkıdan oluşan albümün isminin orgasma benziyor olması ise şaşırtıcı oldu benim için. Albümdeki şarkıların tam listesi şu şekilde:
“Kaçan kovalanır”.
“Okşayan eli itip, tekmeleyen ayağı neden öper insanoğlu”.
Tunç Abi‘ ‘nin 1 yıl kadar önce yazdığı yazıyı görünce bu konu hakkında ben de bir şeyler yazayım istedim. Tunç Abi’ nin yazısını tekrar okuyunca pek sevdiğim Chuck Palahniuk’ un sözleri geldi aklıma.
Birine gününün nasıl geçtiğini sorduğunda bunu sormanın sebebi kendi gününü anlatmak istemendir. Birine aşık olmanın sebebi, onun sana aşık olmasını istemen.
Saf duyguları, aşkı savunacaklar olabilir ama tarafsız düşünürseniz Palahniuk’ a hak verirsiniz sanıyorum.
Kovalayan da pek masum değil aslında. Devamını okuyun »
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Hayata Dair
8 Haz 2009
Geçtiğimiz günlerde Hayatın İçinden Plasebo Etkisi diye bir yazı yazmıştım. Belki yine ona bir örnek teşkil edebilecek, ilginç bir diyetten bahsetmek istiyorum bu kez.
Yanlış hatırlamıyorsam senaryomuz şöyle:
Aylar önce, internette boş boş Stumblelarken, günlerden bir gün, Türkçe sitelere de bir göz atayım dedim. Dili Türkçe’ye çevirdim ve bir kaç değersiz içerikten sonra hafif‘teki o mükemmel yazıya denk geldim. Yazının ilk cümlesi bile bu yazının tamamını okumalısın mesajını verir gibiydi:
Geçtiğimiz iki ay içinde farkına bile varmadan 8 kilo verdim.
Mesajı alıp okumaya devam ettim. Önceleri mantığı kavramakta zorlandım ama mantıklı geldi. Kısaca açıklamak gerekirse: Devamını okuyun »
Yazan: Demircan Çelebi
Kategori: Kişisel Beğeniler |Trendler
5 Haz 2009
Yazmayalı yine uzun süre oluyor. Geçenlerde yakışıklı, zeki, esprili, eğlenceli, kaslı, kafa dengi, muhteşem insan Aras Bey‘in doğum günüydü (Kız değilseniz deminki sıfatları boş verin, zaten ciddi değildim :P). Ben de bu çocuğa ne alsam diye düşünürken, Facebook’ta pek güzide bir reklama denk geldim. Aslında reklamlara pek tıklamam ama bu ilgi çekiciydi.
Web tasarımcılara özel t-shirtler. Üstelik sadece 15 TL.
Buna benzer bir metinle beni cezbeden reklam, sitesine çekmeyi başardı.

Sosyoblog, müzik, film, kitap, tasarım, matematik, edebiyat, trendler gibi konularda ilgimizi çekenlerin özgün halde muhabbet tadında sunulduğu bir blogdur.
Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.