Şubat 2009 için Arşiv:

Sunrise Avenue

Fairytale Gone Bad şarkısını belki duymuşsunuzdur.  2007 yılında çıkış yaptıkları bu parçayla tüm dünyaya ismini duyuran Sunrise Avenue, benim de hayranı olduğum gruplardan biri.

Sunrise Avenue, Finli bir rock grubu. Tarzları pop rock & alternative rock olarak tanımlanan grup, Forever Yours gibi sert ve dinamik parçalardan, Heal Me gibi yumuşak ve çakmakla eşlik edilecek şarkılara kadar uzanan yelpazesiyle sıfatını fazlasıyla hak ediyor.

Devamını okuyun »

Marketallica

Sosyoblog blog dünyasına katılalı birkaç gün oldu ki, benim ilgiyle takip ettiğim bloglardan Siberkültür‘ün yeni bir oluşum içerisinde olduğunu gözlemliyorum. Bir zamandır yan menü’de duran “bir blogküme.com hizmetidir.” yazısı zaten ilgimi çekiyordu. ( Bu fikir blogküme üyelerinden Özgür Alaz’ a ait olabilir, ki zaten internet pazarlama trendleri, stratejileri ondan soruluyor :) ) Bugün de sitede BlogKüme geldi yazısı gözüme çarptı, bir bakayım dedim.

Blogküme geldi.

Kendilerini

BlogKüme, kaliteli Türkçe bloglar arasında desteğe dayalı bir bağ kurmayı amaçlar.

spot cümlesiyle tanıtan BlogKüme oluşumu, öyle görünüyor ki, bizi daha çok kaliteli blogdan haberdar edecek. Site tasarımı sade ve anlaşılır olmuş ve oluşum şimdiden polemiklere yol açmış durumda :).

Bu arada Tunç Kılınç ‘a davet mi gitmedi, yoksa kabul mu etmedi merak etmeye başladım :).

Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi

Yazan: Hoqaa

Kategori: Film

23 Şub 2009

Öncelikle Herkese Merhabalar,

Bu yazının SosyoBlog için ilk yazım olduğunu siz okurlara belirtmek istiyorum ve daha niceleriyle karşınıza cıkacağımı temenni ediyorum.Bu Yazıda Solda Afişini Gördüğünüz “Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi” adlı  sinema film’i hakkında hem sizleri bilgilendireceğim hemde kendi görüşlerimi belirteceğim.Gelelim Filmimize, Başrollerini yakışıklı aktör Brad Pitt ve Yüzüklerin Efendisi Filminde Elf’lerin başını canlandıran ve Elizabeth,Indiana Jones 4 gibi gişe rekorları kırmış önemli filmlerde oynamış Cate Blanchett yer alıyor.

Filmin baş karakteri Benjamin 1.Dünya Savaşının bitişinin kutlandığı gün doğar.Tabi ki Benjamin normal bir cocuk değildir, Onu diğer bebeklerden ayıran özelliği 86 yaşında doğmasıdır.Yani anlayacağınız gibi Benjamin 86 Yaşında doğmuştur ve hayatı ters bir şekilde ilerleyecek ömrü bir bebek iken son bulacaktır.Annesi Benjamin’i doğururken hayatını kaybetmiştir, Babası ise ya maddi imkansızlıklardan dolayı yada bebeği kabullenemediği icin cocuğu bir huzurevinin merdivenlerine bırakır.Benjamin’i huzurevin’in kapısında bir erkekle fingirdeşirken bakıcı bulur ve onu odasına götürür.Benjamin’in gün geçtikçe bedeni küçülürken zekası büyükmüktedir.Birgün büyükannesi huzurevine getirilen Daisy ile tanışır ve ona aşık olur, Onunla oyunlar oynar ama bu olay büyükannesinin hoşuna gitmez ve Benjamin’e sübyancı gözüyle bakar.Daisyninde hisleri karşılıklıklıdır.

Birgün Benjamin gençleşmiştir ve huzurevinden ayrılmaya, kendi hayatını kurmaya karar vermiştir.Dışarıdaki hayatta kaptan Mike’ın teknesinde çalışmaya başlar.Kaptan Mike, Benjamin’e hayatı öğretmektedir.Benjamin’i götürdüğü barda babası  ile karşılaşır fakat Benjamin onu tanımaz ama babası onu tanımaktadır.Birlikte birkaç kadeh içki içtikten sonra babası Thomas Button onu evine bırakır.

Benjamin tekne seferlerine devam ederken Rusya’da Elizabeth’le tanışır.Elizabeth, eşiyle birlikte İngiliz hükümeti adına casusluk işinde çalışıyordur.Her gece Elizabeth Benjamin’e geziği ülkeleri,yerleri anlatmaktadır.Kısa bir süre sonra aralarındaki ilişki ilerlemiştir ve Elizabeth evli olduğu için işler kaçamak olmaya başlamıştır.Bir gün Elizabeth Benjamin’in odasında onunla ilişki yaşadıktan sonra “Seninle tanışmak güzeldi” bir not bırakır ve gider.

Kahramanımız Benjamin tekne mürattabatıyla birde Pearl Harbor savaşına katılır ve Kaptan Mike dahil olmak üzere Benjamin Button ve 1 kişi hariç tüm mürattabat savaşta hayatını kaybeder.

Tüm bu olaylar sonunda Benjamin eve dönmeye karar verir ve huzurevine döner.Benjamin’e babası tüm mirasını bırakmış ve hayatını kaybetmiştir.Orada 1 ay gibi bir süre kaldıktan sonra Daisy ile tekrar karşılaşır ve Daisy artık bir genç kadındır.Daisy Amerikada bir bale okulunda okumakta ve gösterilere cıkmaktadır.Birgün bir gösteri cıkışı Daisy’e araba çarpar ve ayağı 6 yerinden kırılır, Daisy’nin artık bale yaşantısı son bulmuştur.

Benjamin babasından miras kalan evi satar ve Daisy’le yaşayacağı bir ev satın alır.Birlikte mutlu mesut yılları geçer iken Daisy hamile kalır ve Caroline adlı bir kız cocukları olur.Arada 1 yıl geçmiştir, Benjamin karısı Daisy’e cocukları Caroline’ye iyi bir baba olamıyacağını, O büyürken kendisinin küçüleceğini ve sonunda Daisy’nin  Caroline ve ileride gittikçe küçülerek bir bebek olacağı kendisine bakmak zorunda olmasını kabullenemeyeceğini söylerek evden ayrılır.Hayatını Hindistan gibi ülkelerde çalışarak geçirir ve en sonunda dayanamarak karısı Daisy ve cocuğu Caroline’i görmek icin, Daisy’le birlikte açtıkları bale okuluna ziyarete gider.Orada Daisy’i görür ve kısa bir sohbet ederler, Bu sırada arka odadan kızı Caroline gelir ve artık o büyümüştür.Daha sonra Daisy’nin yeni kocası gelir ve salondan ayrılırlar.

Benjamin küçülmeye devam etmektedir.11-12 Yaşlarına geldiğinde aslında yaşlı bir adam olduğu icin hafızasını yitirmeye başlar ve bir cocuk yurduna yerleştirilir.Cocuk yurdunda Daisy onu bulur ve Benjamin Ölene kadar ona bakar…

Kendi anlatımımla sizlere sunduğum bu filmi herkese tavsiye ederim, Film 166 Dakika sürmesine rağmen inanınki 1 Dakika bile sıkılmayacaksınız.Herkese iyi seyirler.

İsmail Güleryüz

Ninni – Chuck Palahniuk

Yazan: Aras

Kategori: Kitap

23 Şub 2009

Son zamanlarda okuduğum bir kitap olan Ninni hakkında biraz konuşmak istiyorum. Önce kitabın yazarı Chuck Palahniuk’ a bir göz atalım.
Yazar, 21 Şubat 1962 Washington doğumlu. 1996 yılında yazdığı Kargaşa Projesi isimli kısa öyküsü üç ay gibi bir sürede Dövüş Kulübüne dönüştü. Evet, Brad Pitt ve Edward Norton tarafından başrolleri oynanan, 1999 yapımı o ünlü film! Palahniukun kitaplarının birçoğunun Türkçe çevirisini edinmek mümkün. Son olarak, kitapları Ayrıntı Yayınları‘ ndan çıkıyor.

Chuck Palahniuk hakkında ki bir diğer ilginç bilgiyi de az önce ekşisözlük’ te kendisi hakkında yazılanları okurken öğrendim, kamyon şöförü, aynı zamanda da tamirciymiş. Kaprisli, havalı ülkemiz yazarlarına gelsin bu bilgi!

Biraz da kitabımızdan bahsedelim. Ninni, Ayrıntı Yayınları’ nın, Yeraltı Edebiyatı serisinde yer alıyor. Sürükleyici bir öyküsü olan aynı zaman da günümüzde ki tüketim toplumuna hicvediyor. Kitabımızda baş karakterler olarak Bay Streator, Helen Boyle dikkat çekiyor. Streator ve Boyle’ nin yollarının kesişmesini sağlayan ise ölüm şarkısıPalahniuk zaman zaman tüketim toplumunun meydana getirdiği, doyumsuz insanları eleştirmeyi de ihmal etmiyor.

Yazımı kitaptan çok beğendiğim ve tekrar tekrar okuduğum bir paragrafla sonlandırayım.

Antik Yunan kültürü uzmanları, o dönemde yaşamış insanların fikirlerini kendilerine ait saymadıklarını söylüyorlar. Antik Yunanlılar akıllarına bir fikir geldiğinde, bir tanrı veya tanrıçanın kendilerine bir emir verdiğini sanıyorlardı. Apollo onlara cesur olmalarını söylüyordu. Athena ise âşık olmalarını söylüyordu. Günümüz insanları ise ekşi kremalı patates cipsi reklamı duyar duymaz, satın almak için hemen sokağa fırlıyorlar ama buna özgür irade diyorlar artık.

Elimden geldiğince bir şeyler yazdım. Umarım beğenilmiştir.

Sosyoblog geldi, eli boş değil :)!

Yazan: yönetici

Kategori: Duyuru

20 Şub 2009

Merhaba blog alemi.

Türk blogosferine çok güzide bir blog daha katıldı. Tabi elimiz de boş gelmeyelim dedik. İçerik türü zamanla kendini belli edecek fakat şimdi heyecandan ondan bahsetmek istemiyorum. Bildiğiniz gibi bir çok blogda çekilişler yapılmakta. Ben de düşündüm ki, madem bu işe giriyoruz, elimiz boş girmeyelim dedim.

Çekilişe, bu yazıya bir yorum bırakarak katılabilirsiniz.

Yalnızca 1 katılım hakkınız var.

Şayet bu çekilişi kendi blogunuzda duyurursanız +1 katılım hakkına daha sahip olursunuz.

4 Gb Sandisk Micro Usb

Ödül:  4 Gb Sandisk Micro

Son katılım tarihi: 14 Mart 2009

Çekiliş Tarihi: 17 Mart 2009

Kazanan belli olduktan sonra en geç 2 gün içinde kargoya verilecektir.

Tekrardan,  Sosyoblog hayırlı olsun!

Bu arada yorumlarınızda sitenin görünüşüyle ilgili izlenim ve görüşlerinizi aktarırsanız şahane olur :).

Düzenleme: Çekilişe katılmak için kayıt olmanıza gerek yok. Adınız, soy adınız ve e-mail adresinizle site hakkında görüş içeren bir yorum bırakmanız yeterlidir.

Sosyoblog

Sosyoblog, müzik, film, kitap, tasarım, matematik, edebiyat, trendler gibi konularda ilgimizi çekenlerin özgün halde muhabbet tadında sunulduğu bir blogdur.

Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.

Rss - Twit!

Rss Takip. Twitter'da Takip Edin.

Reklam

Student Social Network

Rastgele Yazılar

  • şeyma: sehabe (ya da barış abi:D), normalde rap müzikten çok hoşlanmazdım... anlamsız bulurdum... an [...]
  • -mustafa: agalar abartılı resim nasıl yapacazz [...]
  • Yiğit: müthiş bir yazı olmuş severek okudum başlamayan arkadaşlara öneririm 26 saatte tam 85 bölüm [...]
  • irem: çok iyrenç [...]
  • Aras: Hayır, kitabı bildiğiniz gibi okumaya başlayın. Sayfa numaraları sadece bir geri sayım imgesi [...]