Bugün Pi günü. 3,14 ile başlayan pi sayısının günü (ki devam eden sonsuz basamağın hesaplanabilen kısmında kendini tekrar eden bir diziye rastlanabilmiş değil) 3. ayın 14. gününde kutlanıyor. Ayrıca sonraki basamaklara ithafen 1:59:26 ifadesine de pi saati, dakikası ve saniyesi denmiş.

Aynı zamanda ilginç tesadüf ki Albert Einstein’ın da doğum günü bugünmüş. Google da bu güne özel güzel bir logo hazırlamış.

Ancak benim derdim bunlar değil. Geçenlerde internette bir yerde pi sayısı karşıma çıktı, birkaç kez okudum, göz gezdirdim falan. 10 basamağını zaten ezbere biliyordum. 15-20 falan derken 75e kadar ezberledim. Sonra 150ye çıkardım.

Pi yalnızca rastlantısal bir basamaklar topluluğu değildir. Pi bir yolculuk, bir deneyimdir; pi’de var olan şiiri görmeye çalışmazsanız, onu öğrenmek size çok zor gelecektir.

Antranig Basman

Ezberlerken şöyle bir yöntem izliyorum. Önce basamakları 50şer sayılık dizilere ayırıp daha sonra bu 50likleri de 5erli 10 diziye bölüyorum. Sürekli 5 fazlasını daha ezberleyeceğimi düşünerek sayıları kafama alıyorum. Şimdiye kadar başarılıyım diyebilirim.

3 yıl önce bugün katıldığım bir sempozyumdan hatırladığım kadarıyla bu işle kafayı bozmuş çok fazla insan vardı. Onları bir araştırdım. Alexander Craig Aitken isimli bir profesör bir keresinde eğlencesine 1000 basamağını ezberlemiş. Ve benim yöntemimin tıpkısını kullanmış. (Aslında ben farkında olmadan onun yöntemini kullanmışım :)) En aşmış adam ise şu an 16 saat boyunca pi’nin virgülden sonraki 100.000 basamağını sayan Japon Akira Haraguchi.

İlk soru

Pi’nin virgülden sonraki 15-20 basamaktan ötesi hassas ölçümlerde dahi dikkate alınmayacak kadar küçükken neden 50 milyar basamağa kadar hesaplamaya çalışan matematikçiler var?

Bunun cevabı şu ki, pi ile ilgilenen matematikçilerin bazıları pi’nin derinliklerinde bir yerde bir mesaj taşıdığını düşünüyorlar.

-Carl Sagan’ın 1985′te yayımlanan Contact adlı romanından

“Matematikçileriniz onu tümüyle hesaplamak için uğraşmışlar (…) diyelim ki on milyarıncı haneye kadar. Başka matematikçilerin daha da ileri gittiklerini duymak sizi herhalde şaşırtmayacaktır. Sonunda -diyelim ki on ile yirminci hane arasında- bir şey olur. Rastgele değişen basamaklar yerine inanılmaz uzun bir süre boyunca sadece birler ve sıfırlar yer alır. (…)”

“Ya sıfırların ve birlerin sayısı? Asal sayıların bir çarpımı mı?”

“Evet, on bir asal sayının.”

“Bana pi sayısının derinlerinde gizlenmiş on bir boyutlu bir mesaj olduğunu mu söylüyorsunuz? Evdernde birisi (…) matematik (…) yoluyla mı iletişim kuruyor? Pi’nin içine bir mesajı nasıl saklarsınız? O evrenin dokusuna işlenmiştir.”

“Aynen öyle.”

Kadın susarak ona baktı.

“Dahası var.” diyerek devam etti adam. “Başka herhangi bir aritmetikte olsa bir tuhaflık olduğunu far edersiniz ama, sıfır ve birler dizisinin sadece on-tabanlı aritmetik içinde ortaya çıktığını varsayalım. Bu keşfi ilk yapan canlıların da on parmakları olduğunu varsayalım. Ne olduğunu görüyor musunuz? Sanki pi milyonlarca yıldır hızlı bilgisayarları olan on parmaklı matematikçilerin gelmesini beklemiş. Görüyorsunuz ki Mesaj bize gönderilmişti.”

Belki de inandıkları Yaratıcı Güç’ün mizahını doğanın içine gizlemiş olabileceğini düşünüyorlardır. Devamını okuyun »

Uzun zamandır vakit bulup da yazı yazamamıştım, vakit bulunca da yazılar böyle ardı ardına geliyor :).

Efendim, aslında bu yazıyı yazmakta epey geciktim. Fox’un bana yolladığı bir kutu var ki kendisi 9 Şubat günü elime ulaşmıştı. Foxbytes ile ilgili bilgiler içeren bir tanıtım Cd’si ve bir broşür bulunan kutunun içinden bir de 90lardan kalma bir Brick Game çıktı ki çok hoş bir sürpriz olduğunu itiraf etmeliyim :).

Foxbytes, diyorlar. Çok farklı bir televizyon. Farklı; çünkü internet televizyonu. Çok farklı; çünkü içeriği sadece internet ve yeni platformlar için üretildi.

FOXBYTES, gelişmekte olan VOD pazarında, FOX INTERNATIONAL CHANNELS’in Avrupa’daki en iddialı projesi ve internet televizyonu lansmanını dünyada ilk kez Türkiye’de gerçekleştirmekte imiş.

Her hafta yayına girecek yeni bölümleriyle, kısa diziler ve animasyonlar vaad eden televizyonda heyecanlı anlatım, komik ve provakatif konular, daha önce karşılaşmadığımız orijinal yapımlar yer alacakmış. En önemlisi; FOXBYTES’da her bölüm 1- 5 dakika arasında oluyormuş!

-mış, -muş dediğime bakmayın, 8 Şubatta yayın hayatına başlayan FOXBYTES, yeni içeriklerle, daha fazla platformda bize farklı bir eğlence anlayışı sunmaya devam edecekmiş.

DİZİLER

hakkında bilgi almak için okumaya devam edin.

Favori sakız markam First, yeni bir ürün çıkarmış. Sensations ile gönlümüzü fetheden First’ün yeni ürünü Firstmix.

Kendi lezzetini kendin yarat sloganıyla satılan Firstmix‘in bir de Facebook uygulaması çıkmış. Benzer veya zıt özellikler taşıyan arkadaşlarınızı mixleyebiliyorsunuz. En çok mixleyenlere de FirstMix hediye paketi yolluyorlarmış. Eğlencesi de bol bir uygulama, göz atmakta fayda var.

Uygulama burada, fan sayfası burada.

Aynı zamanda bu ürünün tanıtımı için YouthRepublic tarafından yapılan minibüsler de çok hoşuma gitti, onu da söylemesem olmazdı :).

1 ay önce Sosyoblog’un 1. yılı için bir çekiliş düzenleyeceğimizi yazmıştım. Çekilişe katılmak için tek yapmanız gereken duyuru kategorisinde olmayan bir yazıya bir yorum bırakmaktı. Bir ay boyunca toplam 53 yorum geldi. Herhangi bir yazıya bir yorum bırakarak kazanma ihtimaliniz %1,88di.

Ödül için fikirlerinizi sorduk, ardından çekilişi duyurduk ve bekledik. Ve 1 ay önce bugün söylediğimiz gibi o gün geldi. Duyuru kategorisindeki yazılara gelen yorumları saymayarak yorum yapanların listesini çıkardım, eski tarihliden yeni tarihliye doğru numaralandırdım, random.org adresindeki True Random Number Generator’e 1-53 sayılarını vererek çekilişi yaptım.

Ve bu çekilişin sonucunda bir kazananımız oldu. Ardından kendisine ulaşamama durumum için üç de yedek isim çektim. Asil kazananımıza ulaşamamız halinde sırayla yedeklerle irtibata geçeceğiz. Kazananımız ve yedeklerimiz elbette yazının devamında açıklanıyor :).

Geçtiğimiz yıllarda çıkardığı 2 albümü ve görsel şölene dönüştürdüğü sahne şovlarıylar kendisinden çokça söz ettiren ve benim de kalbime taht kuran Hayko Cepkin‘in 3. albümü yoldaymış.

İnsan doğasındaki varoluşu ve yok oluşu anlatan albümde söz-müzik ve düzenlemeler Hayko Cepkin’e ait. Albümün ilk video klibi ise Yol Gözümü Dağlıyor olacakmış. Hayko, Behnan Shabbir‘in illüstrasyonlarıyla da dikkat çeken albümdeki her parçaya klip çekmek istiyormuş. Canlı performansı için de özel bir şeyler ayarlamış ve sahne dekorunu Sandıktan çıkacakmış. Hatice Gökçe imzalı yeni kıyafetler ve aklınıza gelmeyecek birçok şey de bu sandıktan çıkacakmış.

14 Mart 2010 tarihinde de Sandık albümünün ilk konserini Bostancı Gösteri Merkezi’nde verecekmiş. İlgilenenlerin bakmasında fayda var.

Daha sert olacağı söylenen albümde şu şarkılar olacakmış:

  1. Sandık
  2. Yol Gözümü Daglıyor
  3. Gelin Olmuş
  4. Balık Olsaydım
  5. Sahibi Yok
  6. Doymadınız
  7. Açtırdınız Kutuyu
  8. Sandığım Hazır
  9. Yolun Sonu

Albümü merakla bekliyoruz, zamanım olursa konsere de gitmek isterim.

Oyun

Yazan: Aras

Kategori: Hayata Dair

13 Şub 2010

Televizyoda bir çok program var. Yazıya giriş için ne harika bir tespit! Bu programların bir çoğu haliyle insanlar üzerine. Mükemmel bir tespit daha. En çok konuşulan da bu insanların günlük-haftalık-aylık-yıllık sevişme miktarları, kimle seviştikleri ve ne kadar seviştikleri. Reyting alan bu.

Daha fazla reyting için oynanan bir oyun var, kumar gibi bir şey. Oyun şöyle, insanların sevişmesinden bahsederken seks,öpüşme,sevişme gibi kelimeleri kullanmak yasak. Bu kelimeleri kullanırsan 10 puan ceza hanenize yazılıyor ve bir de seyirci adı verilen topluluk sizi göstererek “aaa” diyor. Söylediğiniz kelimeye göre gazetelerin web-sitelerinde manşet olabilirsiniz. “Seks dedi”. Sanki seksi icat etti… Unutmadan, bu oyunun kumar gibi olduğu söylemiştim. Bundan dolayı seks demek size artı puanda kazandırabilir. Seks filan diyip riske girmek istemeyenler tüm bu olaylara başka bir isim veriyor. Aşk. Hemen örnek, medyatik iki isim bir ay sevişip ayrıldıysa bu bir aylık aşk yaşamak oluyor. İki aşk arasına biraz zaman girerse taraflar için acemi aşık,aşk acısı yaşıyor deniyor.Zira kural bu. Asıl söylenmek istenen ise, erken boşalıyor, iktidarsız, vajinimus problemi var, kuş ötmüyor gibi şeyler.

Bu oyunun sonunda banka kazanıyor. Konu edilenler kazanıyor. Banka oturduğu yerden, diğerleri ise “yattıkları” yerden kazanmış oluyor böylece. Olay seyirciye oluyor.

Bende bu yazıyla bu oyuna ufakta olsa girdim. Bakalım yorumlar nasıl olacak.

Burnuk

Yazan: Aras

Kategori: Hayata Dair

7 Şub 2010

Uykusuz’un bu haftaki sayısını okuyanlar bilir, Ersin Karabulut burnuktan bahsediyor. Okuyuculardan da rica etmiş Google’da burnuk diye arayınca daha çok sonuç görmek istiyorum demiş. Kırar mıyım ben seni a benim kara kaşlı kara gözlü çizerim.

Sizin aklınıza ne geliyor burnuk diyince?

Dünün tarihi 01.02.2010 idi. Tersten okunduğunda da aynısı olduğundan dün bir palindrom gündü :).

Geçenlerde Melekler ve Şeytanlar kitabına sardığım, okuduklarımı Wikipedia‘da araştırdığım, araştırdıkça yeni şeyler keşfettiğim için buna benzer başlıklar görmeniz normal. Kitapta çok geçen ambigramlardan da bahsederim belki ama, Wikipedia‘da kendimi kaybedince, bundan sonra kasıntı edebiyat (yapmacık edebiyat) olarak adlandıracağım ilginç şeyler keşfettim.

Palindrom, tersten okunduğunda da normali gibi görünen sayılar, kelimeler, cümleler ya da metinlere verilen isim. Genellikle palindromlardan oluşan eserler, kasıntı edebiyat türünde. Palindrom sözcüğü Yunan kökenli ve palin (geri, ters) ve dromos (yol, yön) kelimelerinin birleşiminden geliyor.

Palindromların tarihi milattan sonra 79 yılına dek uzanıyor. İlk örneklerinden Sator Karesi biliniyor. Sator Arepo Tenet Opera Rotas latince cümlesinin kare şekline getirilmiş hali. Dört yönden de okunabilen bu palindrom aynı zamanda bir bustrofedon(muş). Yani ilk satırı normal okuyup devam ederken 2. satıra tersten başlamak gibi bir şey. Bustrofedonlarla ilgili daha ayrıntılı bilgi burada.

Buraya kadar eyvallah, güzel şeyler hocam bunlar dersiniz. Ama Demetri Martin adlı delinin biri Dammit I’m Mad isimli bir şiir yazmış ki, şiir başlığı gibi baştan aşağı bir palindrom. Denemeye dahi kalkışmayın, gerçekten uçuk bir beyninizin olması lazım. Tersten okuduğunuzda dahiliğin ya da deliliğin sınırlarını görebiilirsiniz. Şiir şöyle: Dammit I’m Mad isimli palindrom şiiri okumak için devam edin.

Her Pazar malum bir program var. Çok Güzel Hareketler Bunlar adında. Bu programı aslında seviyordum, çoğu skeci ile beni güldürebiliyordu. Hala da seviyorum denilebilir.

Ancak farkettiğim bir şey var ki, gerçekten beni düşündürdü. 31 Ocak 2010 Pazar günü yayımlanan programlarında (ki sanırım önceki skeçlerin tekrarını içeren bir programdı) şöyle bir skeç vardı:

(Youtube’dan izleyemeyenler için Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın kendi sitesinden)

İki eski sevgili vardır. Bir gün tekrar buluşurlar. Erkek evlenmek istediğini söyler. Eski sevgilisi “Ama sen evliliğe hazır değildin ki.” gibi şeyler söyler. “Artık hazırım. Evlenmek istiyorum. Ne diyorsun?” gibi cümleler karşısında kız kendisine evlilik teklif edildiğini sanarken aslında erkek esas kıza söyleyeceklerinin provasını yapmıştır.

Şimdi Jeux d’enfants (Cesaretin Var mı Aşka) filmine bakalım.Orada da (49. dakikada) şöyle bir sahne var : Jeux d’enfants filmindeki sahneyi görmek için okumaya devam edin.

Okuve.org 35.000+ kitap bilgisiyle büyük bir kütüphane. Bu kütüphanede kitaplar, yazarlar, yayın evleri hakkında bilgiler bulabiliyorsunuz. Ayrıca bunlar üzerine yorum yapıp puanlayabiliyorsunuz. Oldukça iyi bir site, gelişmeye devam ediyor.

Read blogs, not books düsturu bana yakın olsa da, bloglardan gözümü ayırabildiğim zamanlarda okuduğum kitaplar var. Bu kitaplar hakkında başkalarının neler düşündüğünü bilebileceğim bir platform, güzel.

Gelişmeye devam eden bu site için küçük öneriler:

  • Yorum yaz butonunu ilk bakışta göremedim, 4-5 saniye kadar aradım. Bence daha dikkat çekecek bir yere getirmeliler, kitap resminin hemen altında olabilir.
  • Önceden bir sade görünümleri vardı. okuve.org/sade/ adresinden ulaşılabiliniyor hala. Ona linki neden kaldırmışlar ki?
  • Sade görünümdeki arama kısmında da arama önerileri çıkabilir.
  • Yazarlar ve yayın evlerine de yorum yapılabilmeli.
 


Sosyoblog

Sosyoblog, ordan burdan bulduğu içeriği özgün hale getirip muhabbet tadında sunan bir blogdur.

Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.

Rss - Twit!

Rss Takip. Twitter'da Takip Edin.

Reklam

Student Social Network

Rastgele Yazılar

  • yumak05: iyi de kardeşim nie basıt sayıları düşünüyoz ki 102 -103-104 bunları ben zaten yapayrm zihi [...]
  • filiz: öyle çok istifade ettim ki ,tevafuk buldum siteyi,teşekkür ederim. [...]
  • BusraG: Önemsemediğimiz,tesadüfi bir sayı olduğuna inandığımız pi'nin aslında içine girdikçe far [...]
  • yağız hasan: çok saçma [...]
  • Ibrahim: Güzel yazı dizisi olmuş, eline sağlık. [...]