Uzun zamandır vakit bulup da yazı yazamamıştım, vakit bulunca da yazılar böyle ardı ardına geliyor :).

Efendim, aslında bu yazıyı yazmakta epey geciktim. Fox’un bana yolladığı bir kutu var ki kendisi 9 Şubat günü elime ulaşmıştı. Foxbytes ile ilgili bilgiler içeren bir tanıtım Cd’si ve bir broşür bulunan kutunun içinden bir de 90lardan kalma bir Brick Game çıktı ki çok hoş bir sürpriz olduğunu itiraf etmeliyim :).

Foxbytes, diyorlar. Çok farklı bir televizyon. Farklı; çünkü internet televizyonu. Çok farklı; çünkü içeriği sadece internet ve yeni platformlar için üretildi.

FOXBYTES, gelişmekte olan VOD pazarında, FOX INTERNATIONAL CHANNELS’in Avrupa’daki en iddialı projesi ve internet televizyonu lansmanını dünyada ilk kez Türkiye’de gerçekleştirmekte imiş.

Her hafta yayına girecek yeni bölümleriyle, kısa diziler ve animasyonlar vaad eden televizyonda heyecanlı anlatım, komik ve provakatif konular, daha önce karşılaşmadığımız orijinal yapımlar yer alacakmış. En önemlisi; FOXBYTES’da her bölüm 1- 5 dakika arasında oluyormuş!

-mış, -muş dediğime bakmayın, 8 Şubatta yayın hayatına başlayan FOXBYTES, yeni içeriklerle, daha fazla platformda bize farklı bir eğlence anlayışı sunmaya devam edecekmiş.

DİZİLER

hakkında bilgi almak için okumaya devam edin.

Favori sakız markam First, yeni bir ürün çıkarmış. Sensations ile gönlümüzü fetheden First’ün yeni ürünü Firstmix.

Kendi lezzetini kendin yarat sloganıyla satılan Firstmix‘in bir de Facebook uygulaması çıkmış. Benzer veya zıt özellikler taşıyan arkadaşlarınızı mixleyebiliyorsunuz. En çok mixleyenlere de FirstMix hediye paketi yolluyorlarmış. Eğlencesi de bol bir uygulama, göz atmakta fayda var.

Uygulama burada, fan sayfası burada.

Aynı zamanda bu ürünün tanıtımı için YouthRepublic tarafından yapılan minibüsler de çok hoşuma gitti, onu da söylemesem olmazdı :).

1 ay önce Sosyoblog’un 1. yılı için bir çekiliş düzenleyeceğimizi yazmıştım. Çekilişe katılmak için tek yapmanız gereken duyuru kategorisinde olmayan bir yazıya bir yorum bırakmaktı. Bir ay boyunca toplam 53 yorum geldi. Herhangi bir yazıya bir yorum bırakarak kazanma ihtimaliniz %1,88di.

Ödül için fikirlerinizi sorduk, ardından çekilişi duyurduk ve bekledik. Ve 1 ay önce bugün söylediğimiz gibi o gün geldi. Duyuru kategorisindeki yazılara gelen yorumları saymayarak yorum yapanların listesini çıkardım, eski tarihliden yeni tarihliye doğru numaralandırdım, random.org adresindeki True Random Number Generator’e 1-53 sayılarını vererek çekilişi yaptım.

Ve bu çekilişin sonucunda bir kazananımız oldu. Ardından kendisine ulaşamama durumum için üç de yedek isim çektim. Asil kazananımıza ulaşamamız halinde sırayla yedeklerle irtibata geçeceğiz. Kazananımız ve yedeklerimiz elbette yazının devamında açıklanıyor :).

Geçtiğimiz yıllarda çıkardığı 2 albümü ve görsel şölene dönüştürdüğü sahne şovlarıylar kendisinden çokça söz ettiren ve benim de kalbime taht kuran Hayko Cepkin‘in 3. albümü yoldaymış.

İnsan doğasındaki varoluşu ve yok oluşu anlatan albümde söz-müzik ve düzenlemeler Hayko Cepkin’e ait. Albümün ilk video klibi ise Yol Gözümü Dağlıyor olacakmış. Hayko, Behnan Shabbir‘in illüstrasyonlarıyla da dikkat çeken albümdeki her parçaya klip çekmek istiyormuş. Canlı performansı için de özel bir şeyler ayarlamış ve sahne dekorunu Sandıktan çıkacakmış. Hatice Gökçe imzalı yeni kıyafetler ve aklınıza gelmeyecek birçok şey de bu sandıktan çıkacakmış.

14 Mart 2010 tarihinde de Sandık albümünün ilk konserini Bostancı Gösteri Merkezi’nde verecekmiş. İlgilenenlerin bakmasında fayda var.

Daha sert olacağı söylenen albümde şu şarkılar olacakmış:

  1. Sandık
  2. Yol Gözümü Daglıyor
  3. Gelin Olmuş
  4. Balık Olsaydım
  5. Sahibi Yok
  6. Doymadınız
  7. Açtırdınız Kutuyu
  8. Sandığım Hazır
  9. Yolun Sonu

Albümü merakla bekliyoruz, zamanım olursa konsere de gitmek isterim.

Oyun

Yazan: Aras

Kategori: Hayata Dair

13 Şub 2010

Televizyoda bir çok program var. Yazıya giriş için ne harika bir tespit! Bu programların bir çoğu haliyle insanlar üzerine. Mükemmel bir tespit daha. En çok konuşulan da bu insanların günlük-haftalık-aylık-yıllık sevişme miktarları, kimle seviştikleri ve ne kadar seviştikleri. Reyting alan bu.

Daha fazla reyting için oynanan bir oyun var, kumar gibi bir şey. Oyun şöyle, insanların sevişmesinden bahsederken seks,öpüşme,sevişme gibi kelimeleri kullanmak yasak. Bu kelimeleri kullanırsan 10 puan ceza hanenize yazılıyor ve bir de seyirci adı verilen topluluk sizi göstererek “aaa” diyor. Söylediğiniz kelimeye göre gazetelerin web-sitelerinde manşet olabilirsiniz. “Seks dedi”. Sanki seksi icat etti… Unutmadan, bu oyunun kumar gibi olduğu söylemiştim. Bundan dolayı seks demek size artı puanda kazandırabilir. Seks filan diyip riske girmek istemeyenler tüm bu olaylara başka bir isim veriyor. Aşk. Hemen örnek, medyatik iki isim bir ay sevişip ayrıldıysa bu bir aylık aşk yaşamak oluyor. İki aşk arasına biraz zaman girerse taraflar için acemi aşık,aşk acısı yaşıyor deniyor.Zira kural bu. Asıl söylenmek istenen ise, erken boşalıyor, iktidarsız, vajinimus problemi var, kuş ötmüyor gibi şeyler.

Bu oyunun sonunda banka kazanıyor. Konu edilenler kazanıyor. Banka oturduğu yerden, diğerleri ise “yattıkları” yerden kazanmış oluyor böylece. Olay seyirciye oluyor.

Bende bu yazıyla bu oyuna ufakta olsa girdim. Bakalım yorumlar nasıl olacak.

Burnuk

Yazan: Aras

Kategori: Hayata Dair

7 Şub 2010

Uykusuz’un bu haftaki sayısını okuyanlar bilir, Ersin Karabulut burnuktan bahsediyor. Okuyuculardan da rica etmiş Google’da burnuk diye arayınca daha çok sonuç görmek istiyorum demiş. Kırar mıyım ben seni a benim kara kaşlı kara gözlü çizerim.

Sizin aklınıza ne geliyor burnuk diyince?

Dünün tarihi 01.02.2010 idi. Tersten okunduğunda da aynısı olduğundan dün bir palindrom gündü :).

Geçenlerde Melekler ve Şeytanlar kitabına sardığım, okuduklarımı Wikipedia‘da araştırdığım, araştırdıkça yeni şeyler keşfettiğim için buna benzer başlıklar görmeniz normal. Kitapta çok geçen ambigramlardan da bahsederim belki ama, Wikipedia‘da kendimi kaybedince, bundan sonra kasıntı edebiyat (yapmacık edebiyat) olarak adlandıracağım ilginç şeyler keşfettim.

Palindrom, tersten okunduğunda da normali gibi görünen sayılar, kelimeler, cümleler ya da metinlere verilen isim. Genellikle palindromlardan oluşan eserler, kasıntı edebiyat türünde. Palindrom sözcüğü Yunan kökenli ve palin (geri, ters) ve dromos (yol, yön) kelimelerinin birleşiminden geliyor.

Palindromların tarihi milattan sonra 79 yılına dek uzanıyor. İlk örneklerinden Sator Karesi biliniyor. Sator Arepo Tenet Opera Rotas latince cümlesinin kare şekline getirilmiş hali. Dört yönden de okunabilen bu palindrom aynı zamanda bir bustrofedon(muş). Yani ilk satırı normal okuyup devam ederken 2. satıra tersten başlamak gibi bir şey. Bustrofedonlarla ilgili daha ayrıntılı bilgi burada.

Buraya kadar eyvallah, güzel şeyler hocam bunlar dersiniz. Ama Demetri Martin adlı delinin biri Dammit I’m Mad isimli bir şiir yazmış ki, şiir başlığı gibi baştan aşağı bir palindrom. Denemeye dahi kalkışmayın, gerçekten uçuk bir beyninizin olması lazım. Tersten okuduğunuzda dahiliğin ya da deliliğin sınırlarını görebiilirsiniz. Şiir şöyle: Dammit I’m Mad isimli palindrom şiiri okumak için devam edin.

Her Pazar malum bir program var. Çok Güzel Hareketler Bunlar adında. Bu programı aslında seviyordum, çoğu skeci ile beni güldürebiliyordu. Hala da seviyorum denilebilir.

Ancak farkettiğim bir şey var ki, gerçekten beni düşündürdü. 31 Ocak 2010 Pazar günü yayımlanan programlarında (ki sanırım önceki skeçlerin tekrarını içeren bir programdı) şöyle bir skeç vardı:

(Youtube’dan izleyemeyenler için Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın kendi sitesinden)

İki eski sevgili vardır. Bir gün tekrar buluşurlar. Erkek evlenmek istediğini söyler. Eski sevgilisi “Ama sen evliliğe hazır değildin ki.” gibi şeyler söyler. “Artık hazırım. Evlenmek istiyorum. Ne diyorsun?” gibi cümleler karşısında kız kendisine evlilik teklif edildiğini sanarken aslında erkek esas kıza söyleyeceklerinin provasını yapmıştır.

Şimdi Jeux d’enfants (Cesaretin Var mı Aşka) filmine bakalım.Orada da (49. dakikada) şöyle bir sahne var : Jeux d’enfants filmindeki sahneyi görmek için okumaya devam edin.

Okuve.org 35.000+ kitap bilgisiyle büyük bir kütüphane. Bu kütüphanede kitaplar, yazarlar, yayın evleri hakkında bilgiler bulabiliyorsunuz. Ayrıca bunlar üzerine yorum yapıp puanlayabiliyorsunuz. Oldukça iyi bir site, gelişmeye devam ediyor.

Read blogs, not books düsturu bana yakın olsa da, bloglardan gözümü ayırabildiğim zamanlarda okuduğum kitaplar var. Bu kitaplar hakkında başkalarının neler düşündüğünü bilebileceğim bir platform, güzel.

Gelişmeye devam eden bu site için küçük öneriler:

  • Yorum yaz butonunu ilk bakışta göremedim, 4-5 saniye kadar aradım. Bence daha dikkat çekecek bir yere getirmeliler, kitap resminin hemen altında olabilir.
  • Önceden bir sade görünümleri vardı. okuve.org/sade/ adresinden ulaşılabiliniyor hala. Ona linki neden kaldırmışlar ki?
  • Sade görünümdeki arama kısmında da arama önerileri çıkabilir.
  • Yazarlar ve yayın evlerine de yorum yapılabilmeli.

Bu adreste yazı yazmaya başladığımızdan beri destekçilerimizin de yardımıyla tam 130 yazı yazmışız. Siteyi açtığımızda bir çekiliş yapmıştık ve başlangıç için iyi bir fikirdi. Birinci yılımız dolarken bir çekiliş daha yapmayı düşünüyoruz. Ama bu kez işler biraz daha farklı.

Katılım şartı

Blogda duyuru kategorisi haricinde bulunan herhangi bir yazıya, yazıyı geliştirici bir yorum yapın. “İyi yazmışsın.”, “Eline sağlık.” gibi yorumları ne yazık ki kabul edemeyeceğiz.

Ne kadar çok yazıya yorum yaparsanız, kazanma şansınız o kadar artar.

Ödül?

Biz hala size verecek güzel bir hediye bulamadık, aramaya, düşünmeye devam ediyoruz. Ancak sizin iyi bir hediye fikriniz varsa belirtin, biz de fikirler listemize alalım, daha sonra bu listeden uygun hediyeleri seçeceğiz. Kalanlardan, kazanana listeden istediği hediyeyi yollayacağız. Maksimum bütçemiz 50 TL (fazlası için Milli Piyango İdaresi izni gerekiyormuş.).

Kısacası, kendinize hediye etmek istediğiniz bir şey varsa, bize söyleyin, kazanırsanız biz size hediye edelim!

Sonuçlar

Sosyoblog.org‘un 1. yılı, 20 Şubat’ta çekilişin sonuçlarını duyurup kazanana listeden arzu ettiği hediyeyi yollayacağız.

Ödül Fikirleri Listesi

  • Usb ısıtıcısı
  • 320 gb wd disk
  • 1 yıllık Host+domain
  • usbfan
  • 50 liralık d&r hediye kartı
  • John Carpenter Collection Dvd Box Set
  • 5 kişiye birer tane 4GB’lık bellek
  • Yedikule hayvan barınağından hediye
  • Ledli T-shirt
  • Google Android 4gb bellek
  • Mozilla Firefox veya Ubuntu çantaları
  • Sizin fikriniz?

Blog Yazarları İçin!

Blogunda bu çekilişten bahseden blog yazarlarının sitelerine linkli görsellerini, yan menüdeki Rastgele Yazılar kısmının hemen üstüne yerleştireceğim reklam bölümünde 128*128px sabit veya 270*270pxdönüşümlü şekilde göstermeyi düşünüyorum. Bu görseller 3 ay boyunca orada kalacak, hangi düzende yerleştireceğime ise duyuran blog sayısı ve bu blogların sahiplerinin görüşlerine göre karar vermeyi düşünüyorum.

Bu konuda benimle iletişime geçmekten çekinmeyin.

Teşekkürler

Desteklerini bizden esirgemeyen herkese sonsuz teşekkürler.

Ayrıca bu kampanyayı organize etmemde bana farkında olarak veya olmadan fikir verdikleri için Tunahan Emre Bilgin, Umut Benzer, Semih Masat ve Yazgı Günbatı‘ya teşekkürler.

Yorumlarınızı bekliyoruz!

 


Sosyoblog

Sosyoblog, ordan burdan bulduğu içeriği özgün hale getirip muhabbet tadında sunan bir blogdur.

Konusunu gündelik hayattan alan bu blogda Aras ve Demircan, farkına vardıkları ilginç bilgilerden, az bilinen şahane gruplara kadar kişisel beğenilerini dile getiriyor. Zaman zaman paylaşacak ilginç şeyler bulanlar da bloga konuk oluyor.

Rss - Twit!

Rss Takip. Twitter'da Takip Edin.

Reklam

Sosyoblog'da Reklam

Rastgele Yazılar

  • elif: iğrençlklere baylm :) güzel [...]
  • nazan kara: burda ne diyecegimi anlamadim ama neyse selamlar [...]
  • elif: Ölümüne acaip üzüldüğüm biridir Gökhan, Allah taksiratını affetsin.Nur içinde yatsın in [...]
  • pamukören: eyyy sehabey. Nazıllı Sahıdım dıyorsunda Nazıllı nelere sahıt bılıyor musun :) gercı bıl [...]
  • sümeyye: sehabe !!!!:D [...]